 |
Esprili, uzun boylu, konu--ur gibi --ark-- söyleyen Gökhan Semiz Vitamin grubuyla kimi zaman reklamlar-- kimi zaman da pop --ark--lar--n-- ti'ye al--rd--. 1998'de bir trafik kazas--nda ya--am--n-- yitiren Gökhan Semiz'i ailesi, arkada--lar-- ve hayranlar-- hiç unutmad--.
90'larda çocuk olan herkes onu hat--rlar; k--v--rc--k uzun saçl--, uzun boylu genç... Grup Vitamin'in Gökhan Semiz'i... --TÜ Devlet Konservatuvar-- Türk Musikisi bölümünde okuyordu. Bazen popüler olan --ark--lar--n sözlerinden yola ç--k--p söz yazard--, bazen de televizyonda izledi--i bir reklamdan... Misafir ol gel bana / Yumurta k--ray--m sana / Param pulum yok ama / Borç yazd--r--r--z bakkala dizelerini o yazm----t--... Biliyorsun, ne yapsam ayr--lamam senden asla / hafife alma a--k vurur insana / Bir de yer vurur sonra / Masa tenisi bu kadar kolay sanma sözlerini de... Arkada--lar--yla kurdu--u grup müzi--e yeni bir soluk getirmi--ti.
12 Ocak 1969 y--l--nda hayata gözlerini açan Gökhan Semiz, 30'uncu do--um gününü kutlayal-- be-- gün olmu--tu ki Bak--rköy sahil yolunda geçirdi--i trafik kazas--nda ya--am--n-- yitirdi. Ba--c--lar Camii'nde k--l--nan cenaze namaz--nda çakma---- ve sigara paketiyle u--urlanm----t--... Onu hat--rlarken --ark--lar--n--n sözleri her ne kadar hat--rlayanlar-- gülümsetse de genç ya--ta onu kaybetmenin üzüntüsünü hala pek çok ki--i içinde ya----yor. T--pk-- grup arkada--lar-- Emrah Anul ve Selçuk Aksoy'un Gökhan'--n arkas--ndan söyledikleri --stanbul'da --ark--s--n--n sözleri gibi: Moralim bozuk, cereyan kesik / Hele bir de sen yoksun ya / Çok yaz--k...
Geçen per--embe günü Gökhan Semiz'in aram--zdan ayr--l------n--n 10'uncu y--l--yd--. Gökhan Semiz'in annesi Mediha Semiz ve babas-- Talat Semiz ac--lar--n-- hala içlerinde hissediyor. Baba Semiz o--lunu gururla anlat--rken gözlerini siliyor, hala inanam--yor onu kaybetti--ine.
'MÜZ------N-- D--NLEMED--K'
Bir tekstil firmas--ndan emekli Talat Semiz ve ev han--m-- Mediha Semiz o--ullar--n-- hep gülümseyerek hat--rl--yorlar, konu--maya ba--larken hep Gökhan ile ilgili güzel --eylerden bahsediyorlar... --kisi de 'Esprili de--iliz' diyerek Gökhan Semiz'in espri yetene--inin çok dikkatli olmas--ndan kaynakland------n-- söylüyor. Baba Semiz 'Çok kitap okurdu, dedesinin hediye etti--i plaklar-- dinlerdi, Stephen King hastas--yd--' diyor ve kendisinin klasik müzik dinledi--ini ve ba--ta o--lunun yapt------ müzi--i dinlemedi--ini söylüyor: 'Ya----m ve ça----m itibar--yla pop ve rock olarak garip geliyordu. Bir gün rahmetli Bar---- Manço'ya 'Gökhan'--n müzi--inden bir --ey anlam--yordum' dedim; 'Olur mu can--m, çocuklar benim yapmak istedi--imi yapt--. Sen sözlerini dinle' dedi. Sonradan anlamaya ba--lad--m.'
ONU ANMAK ÇOK HO--
Gökhan 12 ya----na geldi--inde '--lle de karde-- istiyorum' demi--. Anne Mediha Semiz 'Karde--i Duygu do--du. Karde--ini taparcas--na severdi' diyor. Semiz çifti o--ullar--n-- kaybettikleri o günden sonra k--zlar-- Duygu'nun deste--iyle ayakta kald--klar--n-- söylüyor. Mediha Semiz 'Gökhan bir gitti, bir daha gelemedi. K--z--m 'Anne psikologa gitsek hapla uyu--turacak, kendi kendimizi tedavi edece--iz' dedi. K--z--mla birbirimizi tamamlad--k' diyor. Baba Talat Semiz ise 'Gökhan gitti--inde kolay kolay teskin edilemeyece--imi dü--ünüyordum. Psikologa gittim, geceleri uyuyam--yordum, uyku ilaçlar--n--n müptelas-- olmu--tum, günde üç paket sigara içiyordum. Bir gün k--z--m Duygu 'Baba daha ne kadar sigara içmeye devam edeceksin? 100 paket de içsen a--abeyim bir daha geri gelmeyecek. Ben yapayaln--z--m, beni sevmek ve benim için ya--amak zorundas--n' deyince tüm dünyam de--i--ti, sigaray-- b--rakt--m. Beni Duygu kurtard--' diyor.
Annenin son sözleri ac--lar--n--n de--il 10 y--l, 100 y--l geçse de bitmeyece--ini gösteriyor: 'Onu anarken ho--uma gidiyor, unutmak zor geliyor. Mezar--na do--um gününde gidiyorum, onun evine gidiyorum.' Bütün oyunlar--n-- ona ithaf ediyor
Gökhan Semiz'in en yak--n arkada---- U--ur Uluda--. Oyuncu Uluda-- bugüne kadar sahneye koydu--u tüm tiyatro oyunlar--n--, yapt------ film ve dizileri Gökhan Semiz'e ithaf ediyor, afi--lerine onun ad--n-- yaz--yor. Gökhan ve U--ur 1988'de Bak--rköy'de o zaman gençlerin gitti--i bir kafede tan----m----lar. Sonra birlikte tiyatro yapmaya ba--lad--klar--n-- belirten Uluda-- 'Arkada--l------m--z birlikte üretmekle ba--lad--. Gökhan gitar çalard--, benim elimde tek baget Bak--rköy'de bir tak--m yerlere gidip dinleti isminde inleti yap--yorduk. Benim sesim çok kötü, bir kere o kadar kendimi kapt--rm------m ki Gökhan 'Allah'--n-- seversen sus' dedi. Sonra Ercan Saatçi, Ufuk Y--ld--r--m, Selçuk Aksoy, Emrah Anul ile Grup Vitamin'i kurdular. Sonra Gökhan yola Selçuk ve Emrah ile devam etti' diye konu--uyor.
EL--M TELEFONA G--D--YOR
Peki o komik --ark-- sözlerini Gökhan Semiz nas--l yaz--yordu? U--ur Uluda-- '--ki arada bir derede' diyerek --öyle devam ediyor: 'Bir keresinde stüdyodalar, --ark--n--n sözünün yaz--lm---- olmas-- laz--m Gökhan 'Ben tuvalete giriyorum' dedi, ç--kt------nda sözleri yazm----t--. Tavla turnuvalar--, hamburger yemeler esnas--nda ç--kan bir sürü söz var.'
'Gökhan ya--asayd--, hala çok yak--n iki arkada--t--k, birlikte tiyatro yap--yorduk' diyen Uluda-- hala can-- s--k--ld------nda Gökhan'-- aramak için elinin telefona gitti--ini söylüyor: 'Tuhaf bir --ey. Hala inanam--yorum. Giderek bana büyük kelek att--. Onun varl------yla ayaktay--m. Bu tiyatroyu Gökhan ile kurmam---- olsayd--k, çok kapatm----t--m. Bu tiyatroyu hep Gökhan'dan bir miras olarak gördüm.'
Emrah Anul: Vitamin --ark--lar--n-- söyleyemiyorum, hüzün veriyor
Grup Vitamin'in üyelerinde Emrah Anul halen bir dershanede müzik ö--retmenli--i, dizi ve film müzi--i yap--yor. Gökhan Semiz ile 1988 y--l--nda konservatuarda tan----an Emrah Anul daha sonra Vitamin'i kurduklar--n-- söylüyor: 'Hayat--ma öyle biri girdi--i için çok --ansl--y--m. Onunla o kadar çok --ey payla--t--k ki... Bana nas--l insan olunaca----n-- gösterdi. Hayat--m--n en güzel dönemlerinden biriydi. Gökhan aceleciydi, h--zl-- davran--rd--... Belki de fazla vakti olmad------n-- biliyordu... Erken veda etti, kötü --aka yapt--.'
Hafta sonlar-- bir kulüpte --ark-- söyleyen Anul sahnede Vitamin parçalar--n-- okumad------n-- söylüyor: 'Hüzün veriyor, klipleri bile izleyemiyorum. Gökhan ölmü-- gibi davranmak istemiyorum, o benim için hala ya----yor.' Vitamin hayranlar--ndan gelen istek do--rultusunda grubun di--er üyesi Selçuk Aksoy ile stüdyoya girdiklerini belirten Anul 'Yeni albüm yap--yoruz. Ayn-- zamanda --imdiye kadar ç--kan Vitamin albümlerinden en sevilen 10 --ark--y-- seçece--iz. En k--sa zamanda albüm ç--kacak. Bunu Gökhan'--n an--s--na yap--yoruz' diyor.
Selçuk Aksoy: Veda --ark--s--n-- yaz--p da gitti
Selçuk Aksoy, y--llarca Grup Vitamin'de Emrah Anul ve Gökhan Semiz ile çal----t--. Aksoy --u an bir mekanda sahneye ç--k--yor. O da Gökhan Semiz ile konservatuarda tan----t------n-- söylüyor: '10 y--l boyunca arkada--l------m--z sürdü. Gökhan grubun beyniydi. M--knat--s gibiydi, çevresindeki herkesi çekerdi. Gökhan ya--asayd-- --imdi her --ey farkl-- olurdu; Vitamin devam ederdi, yeni nesil de bizi dinliyor olurdu. Gökhan aram--zdan öyle bir gitti ki... Hala ya----yormu-- gibi. Onun ard--ndan bir klip yapm----t--k --stanbul'da --ark--s--na... --ark--n--n sözlerini kendisi yazm----t--. Sanki veda içindi... Biz onun ard--ndan söyledik. Onu hiç unutmayaca----m.'
(Star Gazetesi - Inci Dondas)
Powered by  | | English | | Albanian | | Arabic | | Bulgarian | | Catalan | | Chinese | | Croatian | | Czech | | Danish | | Dutch | | Estonian | | Filipino | | Finnish | | French | | Galician | | German | | Greek | | Hebrew | | Hindi | | Hungarian | | Indonesian | | Italian | | Japanese | | Korean | | Latvian | | Lithuanian | | Maltese | | Norwegian | | Polish | | Portuguese | | Romanian | | Russian | | Serbian | | Slovak | | Slovenian | | Spanish | | Swedish | | Thai | | Turkish | | Ukrainian | | Vietnamese |
|