MySpace
myspace music


D'ARCH



Last Updated: 11/22/2009

Send Message
Instant Message
Email to a Friend
Subscribe

Status: Single
City: Ankara
State: Ankara
Country: TR
Signup Date: 10/4/2006

Who Gives Kudos:


Saturday, April 11, 2009 

Current mood:  awake
Category: Music


Ankara çıkışlı Senfonik/Melodik Metal
grubu D'arch ile yayınladıkları "Ölümü Beklerken" EP'si ve genel olarak
Metal müzik üzerine yaptığımız çok özel söyleşi..





- Grubun kuruluş aşamasından bugüne kadar gelişen süreci kısaca özetlermisiniz bizlere öncelikle?




D'arch, 2005 yılının Aralık ayında davulda Gürhan, ritim gitarda
Fatih ve yan flütte Sinan olmak üzere üç yakın arkadaş tarafından
kuruldu. Bu üç arkadaş Türkiye'de ve Dünyada diğer müzik tarzlarına
oranla çok fazla icrası ve takipçisi bulunmayan, müzikal açıdan
bakıldığında bir hayli uyum ve enstrümantalite gerektiren yanı sıra
kalabalık bir ekiple çalışılması dolayısıyla grup içerinde bulunan
müzisyenler arasında müzikal uyum haricinde karakteristlik açıdan da
üst seviyede bir uyum ve anlayış gerektiren, klasik batı ve doğu
müziğinin vazgeçilmez enstrümanlarını , yine rock müziğin salt
enstrümanlarına entegre ederek, hem melodisel tınlamada, hem de görsel
yapıda, iki ayrı tarzı birbirine karıştırarak elde edilen ve
dinleyiciye özgün melodiler sunan Senfonik Metal

tarzını icra etme hevesiyle müzisyen aramaya koyuldular. Bu üye
alımlarının ardından çeşitli bar konserleri, bar programları,
üniversite şenlikleri, şehir dışı etkinlikler ve festivallerde sahne
alan grup bu süreç içerisinde "Desert Storm" isimli ilk demo
çalışmasını yayımladı. Desert Storm'dan sonra yine çeşitli üye
değişimleri yaşayan D'arch bu zamandan sonra radikal kararlar alarak
sözlerini yazarken öncelikle

Türkçe olmasınaiçerik olarak insanlara masallar, hikayeler anlatmak
yerine "toplumsal gerçekler" diye nitelendirilençoğu zaman unuttuğumuz
kimi zaman da korkularımızdan dönüp bakamadığımız değerleri barındıran
çalışmalar yapmaya karar verdi. Bu köklü değişikliğin ardından hem
düşünce bakımından hem de grup üyeleri açısından son halini alan grup
ikinci demoları olacak "Ölümü Beklerken"in beste çalışmalarına ardından
da kayıtlarına başladı.Şu sıralar ikinci

demonun tanıtım sürecindedir..








- "Ölümü Beklerken" ile aldığınız
tepkiler ne yönde? Maddi olarak bir beklenti bu tarz müzikte zaten pek
mümkün değil ama manevi olarak hak ettiğiniz, sizleri tatmin eden
olumlu tepkiler geldimi sizce?






Ölümü Beklerken'in beste aşaması tamamlandıktan sonra yakın çevremizden
güzel tepkiler almıştık. Hem şimdiye kadar yapılanlardan farklı tınılar
içerdiğini hem de sözlerinin Türkçe olmasından ötürü

sadece melodilere ayak uydurmak yerine, onların verdiği hissiyat ile
yetinmek yerine biraz da olsun arada unuttuğumuz düşünebilme yetimizi
kullanarak anlayabildiğimiz sözlerle pekiştirerek, besteyi yapan
kişinin hissettiği ve hissettirmek istediği duygulara fazlaca
yakınlaşılabilinecek bir çalışma olacağının güveni ile kayıt sürecine
girdik. Kayıt sürecini de atlattıktan sonra varsayımlarımızın gerçeğe
dönüşmesi bizleri çok mutlu etti. Zira içinde bulunduğumuz senfonik
metal dinleyicilerinin bile

alışkın olmadığı bir çalışma olan "Ölümü Beklerken"i sunarken
herkesin düşüncelerini fazlaca merak ediyorduk. Türkçe sözlü brutal
vokallerin, masal dünyaları yaratmak yerine içinde olduğumuz, aslolan
dünya gerçeklerini vurgulamanın ve metal müzik dinleyicisine diğer
insanlar tarafından vurulmuş din karşıtı insanlar sıfatının aksine dini
öğeleri kullanmamızın insanlarda nasıl bir his uyandıracağını öğrenmek
için

sabırsızlanıyorduk. İlk aşamada yakın çevremizden aldığımız
duyumlar; ilk anlarda alışılması zor, fakat dinledikçe kulağın bu daha
önce denenilmemiş olgulara çabuk alıştığı şeklinde oldu. İlerleyen
zamanlarda

çok farklı tarzlarda müzik dinleyen insanlardan aldığımız
tepkilerle daha da mutlu olduk. Daha önce popüler müziklerden başka bir
müzik ile tanışmamış olan bir çok kişinin bu gereksiz duvarlarını
aşmasını ve

böylelikle duvarın ötesindeki farklı dünya ile tanışmasını
sağladığımızı öğrenmemizle de kayıt öncesindeki düşüncelerimizin
doğrulandığını görmüş olduk. Bu tepkilerin ötesinde sakın yanlış
anlaşılmasın biz kimsenin beğenisini kazanmak için, el üstüne tutulmak,
şan-şöhret sahibi olmak için değil kendi sevdiğimiz müziği icra etmek
için yola çıkmış ve bu yolda ilerleyen insanlarız. Eğer yukarda bahsi
geçen olgular olmuş olsaydı


ana amacımız kesinlikle senfonik metal gibi icrası zor, dinleyici kitlesi sınırlı olan bir tarzı seçmezdik..








3- Bu EP aslında çok orjinal bir tarzınız
olduğunun göstergesi ülkemiz için ele alırsak. Tam olarak D'arch tarzı
veya sound'ı budur diyebilirmiyiz? Yoksa D'arch her zaman yeniliklere
açık olarak farklı bir soundla da karşımıza çıkabilir mi? Çünkü gerek
yapımcıların politikaları, gerekse müzisyenlerin o dönemki ruh halleri
çoğu zaman özellikle genç grupların müzikâl tarzlarında her albümde
veya projede farklılıklar olmasını zorunlu kıldığı da bir gerçek
ülkemizde..






Teşekkürler, öncelikle EP hakkındaki düşünceleriniz için. D'arch ın
tarzı kesinlikle belli kalıplara sığdırılabilecek hele ki "Ölümü
Beklerken" içerisindeki üç çalışma ile sınırlanabilecek kadar dar
değil. Grup içerisindeki müzisyenlerin çok değişik müzik tarzlarında
kendilerini geliştirmiş olmaları nedeniyle her üyenin bestelere yaptığı

katılımla bestelerimizin sınırları kendini sürekli geliştiren,
ilerleyen bir yapıdadır. Umuyoruz ki yakın zaman içerisinde
başlayacağımız beste kayıtlarımızla daha da iyi anlatabileceğiz az önce
bahsini ettiğimiz durağanlıktan uzak olan tarz yapımızı. Bundan sonraki
çalışmalarımızda yapı olarak biraz daha değişken, daha fazla senfonik
öğeler içeren, daha güçlü bir tarz ile karşınızda olmayı plânlıyoruz.








- Grubun çok uzun yıllara dayanan bir geçmişi olmamasına rağmen çok fazla eleman değişikliği olduğu görünüyor.

Bu tip durumlar sizce ne ölçüde yansıdı müziğinize? Kişiler değişse
de D'arch felsefesi aynen devam etti denebilir mi yoksa üye
değişiklikleri en azından Ep veya Albüm gibi projeleri ertelemenize
kadar varan olumsuzluklar yarattı mı grubun müzikâl yaşantısında?






Evet bu üye değişiklikleri ilk zamanlar çok fazlaca zaman kaybetmemize,
beste çalışmalarına yoğunlaşmak yerine sürekli diğer grupların
şarkılarını düzenlemeleri yapmamıza, yeni gelen üyelerle sürekli aynı
parçaların üzerine haftalarca çalışmak durumunda kalmaya ve bu gibi
nedenlerle bir takım gecikmeler yaşandı. Fakat bu durumları kesinlikle
hata veya yaşanılması talihsiz olan durumlar yerine, gelişim
sürecimizin basamakları şeklinde gördük ve gerekli tecrübeleri edinerek
basamakları biraz yavaş ama emin şekilde geride bıraktığımızı
düşünüyoruz.

Felsemiz yanlışlarımızı geride bırakıp doğrularımızı savunarak tabii ki
sürekli güçlenerek ilerleyen bir süreç içerisinde oldu her zaman.











- Çeşitli illerde ve mekanlarda çok sayıda konserler verdiniz bugüne kadar. Henüz genç bir grup olmanıza rağmen

kaliteli ve özgün tarzınız farklılık yaratmıştır bu konserlerde
muhtemelen. Uluslararası organizasyonlarda ve global olarak metal
kitlelerinde kabul görecek bir müziğiniz var bana göre tıpkı bir Almora
veya Moribund Oblivion örneğinde olduğu gibi ülkemizden. Sizce böyle
uluslararası bir grup olmanız ve dinleyici kitlenizi dahada çok
genişletebilmeniz için neler gerekli uzun vadede? Çünkü uzun vadede
böyle başarılar için sağlam temel oluşturmanın gerekli olduğu göz ardı
edilemez. Şimdiden plânlıyormusunuz veya fikir alışverişleri oluyor mu
bu tür global projeler adına?






Evet özgün tarzımız her yerde belli ettiriyor kendini; çok sert
tarzları olan grupların yanında da rock gruplarının yanında da
bütünlüğe uymayan, dinleyici kitlesi belli sınırlarla ifade edilemeyen,
sahneye çıktığında dört-beş kişilik grupları görmeye alışmış insanların
karşısına bir anda sekiz-dokuz kişi ile çıkıp ne oluyor dedirten bir
grup D'arch. Kitlemizi genişletme durumuna gelecek olursak, öncelikle
müzikalitelerimiz ile birlikte grup üyeleri arasındaki dayanışma ve
beraber güzel işlere imza atma bilincimiz geliştikçe çalışmalarmızın
kalitesinin artacağını ve çalışmalarımızın kalitesine yakışacak güzel
etkinliklerde sahne alarak kitlemizin gelişeceğini düşünüyoruz. Bu
ilerleyişin sağlam bir şekilde


olması için de sürekli grup üyeleri ve düşüncelerine güvendiğimiz insanlar arasında fikir alışverişleri içerisindeyiz.








- Gerek senfonik müzik gerekse metal
müzik, ülkemizde sadece belli bir kesime hitap eden ve açıkçası çok
fazla gözardı edilen tarzda müzikler. Sizlerde bu iki tarzın bir
sentezi ile müziğinizi yapıyorsunuz. Benzer tarzlarda da çok kaliteli
gruplar var ülkemizde ama nedense hak ettikleri değeri görmüyorlar
gerek medya gerekse halkımız tarafından. Bu tip önyargılar sizde bir
karamsarlığa neden oldu mu? Yani ne kadarda iyi müzik yapsak ta
müziğimiz sadece belli bir kitleye ulaşabilecek, çoğunluk tarafından
hep görmezden gelinecek gibi karamsarlıklarınız oldu mu?






Aslında bu sorunun cevabını yukarıda vermiş olduk fakat derinleştirecek
olursak, bu tip etmenleri hiç bir zaman gözardı etmedik ayrıca
edemezdik de. Çünkü sürekli karşınızda olan bir durum. En basitinden
bir konseriniz olacaktır uğraşırsınız, çalışmalarınızı prova etmek
istersiniz stüdyolar küçüktür, ses sistemleri isteklerinizi karşılamaz
genelde, konserde sahneye sığmanız çok zordur, ayrıca ses sistemleri
yine çok iyi değildir. Üye alımlarında yine aynı durumlar klasik müzik
seven metal sevmez veya icrasına eğilmek zor gelir gibi bir çok nedenle
uğraşırsınız ve her seferinde yine karşınıza çıkar sıkıntılar. Bu iki
tarzın birleşiminin çok güzel sonuçlar vermesine rağmen çok da fazla
ceremesinin olması da gösteriyor ki cidden bu tarzı sevmeyen, bu tarzı
başka amaçlar için yapan insanların dayanabileceği türden sıkıntılar
değildir yaşananlar. Ki zaten hem Türkiye için hem de yurtdışı için çok
fazla tarzımıza yakın grubun olmamasının en büyük sebeplerinin başında
gelir bu durumlar. Biz bu tür sıkıntıları yaşasak da hiç bir zaman ödün
vermedik bu tarza olan


sevgi ve saygımızdan ve hiç bir zaman da vermeyi düşünmüyoruz.








- Tarzınız için normal olsa da bir müzik grubu için çok fazla elemana sahipsiniz. Böyle bir durum; çok geniş bir

müzik yaratma süreci yani oldukça iyi bir sentez oluşturabileceği
gibi mevcut beste aşamalarının daha uzun sürmesi ve grupta herkesin
ortak bir noktada birleşmelerinin zorluğu gibi dezavantajlar da
yaratabilir hiç kuşkusuz. Siz gruptaki eleman sayısının olumlu veya
olumsuz etkileri olduğunu düşünüyormusunuz?






Kesinlikle olumsuz etkileri çok fazla, bir önceki sorunuza itafen
yapılan cevapta da belirtmiştik her türlü süreçte sıkıntı yarattığını
fakat eğer bu sıkıntıları tarza olan sevginiz ile
bütünleştirebildiğiniz, grup üyeleri arasındaki dayanışma ve disiplini
ayarlayabildiğiniz anda olumlu etkilerini ortaya çıkarmış oluyorsunuz.
Bir defa yapılmış olan şeyleri yapmak istemiyorsanız ilk değiştirmeniz
gereken şeyler o şeyin hamuru, kumaşdır kaba tabiriyle. Müziğin hamuru
da enstrümanlardır, onlar değiştikçe farklı dünyaları keşfetmeniz
kolaylaşır, onlar değiştikçe bir sonraki adımlar

imkansızlıktan yavaşça uzaklaşır. Senfonik metal, bir çok
müzisyenin önceki grubunun tarzı olma ihtimali çok düşük olan bir
tarzdır. Grubumuza bulunmuş ve halen bulunan bir çok üyemiz de aynı
şekilde daha önce bu tarzı denememişti, ilk zamanlar alışmakta
zorlandılar fakat daha sonraları tarzla olan bütünleşmelerinden sonra
diğer tarzdaki gruplarla yaptıkları çalışmaların onlara daha yavan
geldiği gerçeğini çok kez duymuşuzdur. Bu nedenle geniş bir kadroya
sahip olmak

her ne kadar olumsuz sonuçlara neden olsa da hem senfonik metalin
gerçekten icrası için hem de oluşacak güzellikler için gözardı edilmeye
değerdir..








- Genel olarak ülkemizdeki müzik kültürü ne derece kaliteli sizce? Şarkılarınızın felsefesini, melodilerinizin derinliğini


hissetmek veya anlayıp özümsemek yerine, "grubun adı ne anlama geliyor, şundan veya bundan etkilendiniz mi" gibi yüzeysel

geri dönümler çok daha fazladır tahmin ettiğim kadarıyla. Ülkemiz
adına kaliteli gruplar ve kaliteli müzik beklemek için herşeyi sadece
müzisyenlere mi bırakmak gerekli yoksa bilinçli bir kitleye sahip
olmakta en az sanatçı kadar önemli midir? Müzisyenler olarak sizin
görüşleriniz nedir bu konuda?






Maalesef ülkemizin bu ve bu tür konulardaki eksikleri üzerine bir çok
sefer yazıldı çizildi. Bu eksiklikler giderilir mi giderilmez mi
bilinmez ama biz doğrularımızı yaptığımız ve diğer insanların
doğrularına da değer verdiğimiz sürece gelişimi engellemek yerine
katkıda bulunuyor olacağız diye düşünüyoruz. Hissiyatın dışında
ticaretin de müzik içerisinde yer alan


bir olgu olması ve bu olgunun gün giderek büyüyor olması nedeniyle kalitenin belli bir seviyede bulundurulması müzisyenlerden

çok yapımcı ve dinleyicilerin elinde olan bir durum. Bu değişmediği
sürece bu şekilde bir işleyiş her zaman devam edecek. Türkçe
konuşmaktan aciz vatandaşların hiç bir şey anlatmayan albümleri
milyonlar satar, konserleri dolup taşarken cidden bu işe emek veren
insanlar evlerinde çalışmaktan öteye gidemeyip duruma itiraz edecekler
ya da daha bu yola çıkarken bu tür durumları hesaba katarak böyle bir
piyasada hayaller kurmak yerine kendi imkanları ile hitab edebildikleri
kadar kişiye ulaşacaktır..








- Grubun bundan sonraki uzun vadeli projeleri ve uzun vadeli hedefleri nelerdir? Kısaca bunlardan bahsedermisiniz bizlere?




Şu anda "Ölümü Beklerken"in tanıtım sürecindeyiz ve çeşitli
şehirlerdeki festival, üniversite şenliği gibi etkinliklere
katılımlarımız söz konusudur. Bu tanıtım sürecinin ardından yeni
bestelerimizin düzenleme ve kayıt sürecinin ardından daha üzerine
düşülerek ortaya konulan, daha çok D'arch 'ı sizlere anlatacağını
düşündüğümüz şekilde bir kayıt üzerinde

çalışmayı planlıyoruz. Tabii ki bu süreç içerisinde düzenlenecek
olan büyük festivallerde sahne alıp hem tecrübelerimizi artırmak hem de
ulaşabileceğimiz kadar fazla kişiye ulaşarak aralarından bizim düşünce
yapımız ile örtüşen insanlarla tanışmak istiyoruz.







- Son olarak RockDream üyeleri için bir mesajınız varmı?





Kesinlikle. Kesinlikle düşüncelerinizden ödün vermeyin, ne kadar zor da
olsa bunu icra etmeniz, ne kadar çok engel de çıksa sakın unutmayın ki
bu yolda yalnız değilsinizdir. Birileri çıkıp sizin düşüncelerinize
destek olacaktır. Aradan zaman geçer ve zor diyerek vazgeçtiğiniz
eylemlerin başkaları tarafından yapıldığını gördüğünüz zaman "yeminlen
ben bunu düşünmüştüm" demeniz kimse tarafından komiklikten farklı bir
şekilde ele alınmayacaktır emin olunuz. Düşündüğünüzle kalmayınız,
lütfen yapınız... Sakın bilmişlik olarak algılamayın bu yukarıdaki
düşünce paylaşımımızı, zira zamanında belki bize söylenilmiş olsaydı
yaşadığımız sıkıntılardan sıyrılmak çok daha kolay olurdu.




En içten sevgi ve saygılarımızla ,


D'arch grubu üyeleri..


Kass Dark Angel

 
Sana müzik seviyorum ... Gerçekten çok güzel .. mükemmel 
 
Posted by Kass Dark Angel on Saturday, July 11, 2009 - 9:27 PM
[Reply to this
Kass Dark Angel

 
Ben de bu şarkıları istiyorum
 
Posted by Kass Dark Angel on Saturday, July 11, 2009 - 9:29 PM
[Reply to this