 |
Current mood:  awake Category: Music
 Ankara çıkışlı Senfonik/Melodik Metal grubu D'arch ile yayınladıkları "Ölümü Beklerken" EP'si ve genel olarak Metal müzik üzerine yaptığımız çok özel söyleşi..
- Grubun kuruluş aşamasından bugüne kadar gelişen süreci kısaca özetlermisiniz bizlere öncelikle?
D'arch, 2005 yılının Aralık ayında davulda Gürhan, ritim gitarda Fatih ve yan flütte Sinan olmak üzere üç yakın arkadaş tarafından kuruldu. Bu üç arkadaş Türkiye'de ve Dünyada diğer müzik tarzlarına oranla çok fazla icrası ve takipçisi bulunmayan, müzikal açıdan bakıldığında bir hayli uyum ve enstrümantalite gerektiren yanı sıra kalabalık bir ekiple çalışılması dolayısıyla grup içerinde bulunan müzisyenler arasında müzikal uyum haricinde karakteristlik açıdan da üst seviyede bir uyum ve anlayış gerektiren, klasik batı ve doğu müziğinin vazgeçilmez enstrümanlarını , yine rock müziğin salt enstrümanlarına entegre ederek, hem melodisel tınlamada, hem de görsel yapıda, iki ayrı tarzı birbirine karıştırarak elde edilen ve dinleyiciye özgün melodiler sunan Senfonik Metal
tarzını icra etme hevesiyle müzisyen aramaya koyuldular. Bu üye alımlarının ardından çeşitli bar konserleri, bar programları, üniversite şenlikleri, şehir dışı etkinlikler ve festivallerde sahne alan grup bu süreç içerisinde "Desert Storm" isimli ilk demo çalışmasını yayımladı. Desert Storm'dan sonra yine çeşitli üye değişimleri yaşayan D'arch bu zamandan sonra radikal kararlar alarak sözlerini yazarken öncelikle
Türkçe olmasınaiçerik olarak insanlara masallar, hikayeler anlatmak yerine "toplumsal gerçekler" diye nitelendirilençoğu zaman unuttuğumuz kimi zaman da korkularımızdan dönüp bakamadığımız değerleri barındıran çalışmalar yapmaya karar verdi. Bu köklü değişikliğin ardından hem düşünce bakımından hem de grup üyeleri açısından son halini alan grup ikinci demoları olacak "Ölümü Beklerken"in beste çalışmalarına ardından da kayıtlarına başladı.Şu sıralar ikinci
demonun tanıtım sürecindedir..
- "Ölümü Beklerken" ile aldığınız tepkiler ne yönde? Maddi olarak bir beklenti bu tarz müzikte zaten pek mümkün değil ama manevi olarak hak ettiğiniz, sizleri tatmin eden olumlu tepkiler geldimi sizce?
Ölümü Beklerken'in beste aşaması tamamlandıktan sonra yakın çevremizden güzel tepkiler almıştık. Hem şimdiye kadar yapılanlardan farklı tınılar içerdiğini hem de sözlerinin Türkçe olmasından ötürü
sadece melodilere ayak uydurmak yerine, onların verdiği hissiyat ile yetinmek yerine biraz da olsun arada unuttuğumuz düşünebilme yetimizi kullanarak anlayabildiğimiz sözlerle pekiştirerek, besteyi yapan kişinin hissettiği ve hissettirmek istediği duygulara fazlaca yakınlaşılabilinecek bir çalışma olacağının güveni ile kayıt sürecine girdik. Kayıt sürecini de atlattıktan sonra varsayımlarımızın gerçeğe dönüşmesi bizleri çok mutlu etti. Zira içinde bulunduğumuz senfonik metal dinleyicilerinin bile
alışkın olmadığı bir çalışma olan "Ölümü Beklerken"i sunarken herkesin düşüncelerini fazlaca merak ediyorduk. Türkçe sözlü brutal vokallerin, masal dünyaları yaratmak yerine içinde olduğumuz, aslolan dünya gerçeklerini vurgulamanın ve metal müzik dinleyicisine diğer insanlar tarafından vurulmuş din karşıtı insanlar sıfatının aksine dini öğeleri kullanmamızın insanlarda nasıl bir his uyandıracağını öğrenmek için
sabırsızlanıyorduk. İlk aşamada yakın çevremizden aldığımız duyumlar; ilk anlarda alışılması zor, fakat dinledikçe kulağın bu daha önce denenilmemiş olgulara çabuk alıştığı şeklinde oldu. İlerleyen zamanlarda
çok farklı tarzlarda müzik dinleyen insanlardan aldığımız tepkilerle daha da mutlu olduk. Daha önce popüler müziklerden başka bir müzik ile tanışmamış olan bir çok kişinin bu gereksiz duvarlarını aşmasını ve
böylelikle duvarın ötesindeki farklı dünya ile tanışmasını sağladığımızı öğrenmemizle de kayıt öncesindeki düşüncelerimizin doğrulandığını görmüş olduk. Bu tepkilerin ötesinde sakın yanlış anlaşılmasın biz kimsenin beğenisini kazanmak için, el üstüne tutulmak, şan-şöhret sahibi olmak için değil kendi sevdiğimiz müziği icra etmek için yola çıkmış ve bu yolda ilerleyen insanlarız. Eğer yukarda bahsi geçen olgular olmuş olsaydı
ana amacımız kesinlikle senfonik metal gibi icrası zor, dinleyici kitlesi sınırlı olan bir tarzı seçmezdik..
3- Bu EP aslında çok orjinal bir tarzınız olduğunun göstergesi ülkemiz için ele alırsak. Tam olarak D'arch tarzı veya sound'ı budur diyebilirmiyiz? Yoksa D'arch her zaman yeniliklere açık olarak farklı bir soundla da karşımıza çıkabilir mi? Çünkü gerek yapımcıların politikaları, gerekse müzisyenlerin o dönemki ruh halleri çoğu zaman özellikle genç grupların müzikâl tarzlarında her albümde veya projede farklılıklar olmasını zorunlu kıldığı da bir gerçek ülkemizde..
Teşekkürler, öncelikle EP hakkındaki düşünceleriniz için. D'arch ın tarzı kesinlikle belli kalıplara sığdırılabilecek hele ki "Ölümü Beklerken" içerisindeki üç çalışma ile sınırlanabilecek kadar dar değil. Grup içerisindeki müzisyenlerin çok değişik müzik tarzlarında kendilerini geliştirmiş olmaları nedeniyle her üyenin bestelere yaptığı
katılımla bestelerimizin sınırları kendini sürekli geliştiren, ilerleyen bir yapıdadır. Umuyoruz ki yakın zaman içerisinde başlayacağımız beste kayıtlarımızla daha da iyi anlatabileceğiz az önce bahsini ettiğimiz durağanlıktan uzak olan tarz yapımızı. Bundan sonraki çalışmalarımızda yapı olarak biraz daha değişken, daha fazla senfonik öğeler içeren, daha güçlü bir tarz ile karşınızda olmayı plânlıyoruz.
- Grubun çok uzun yıllara dayanan bir geçmişi olmamasına rağmen çok fazla eleman değişikliği olduğu görünüyor.
Bu tip durumlar sizce ne ölçüde yansıdı müziğinize? Kişiler değişse de D'arch felsefesi aynen devam etti denebilir mi yoksa üye değişiklikleri en azından Ep veya Albüm gibi projeleri ertelemenize kadar varan olumsuzluklar yarattı mı grubun müzikâl yaşantısında?
Evet bu üye değişiklikleri ilk zamanlar çok fazlaca zaman kaybetmemize, beste çalışmalarına yoğunlaşmak yerine sürekli diğer grupların şarkılarını düzenlemeleri yapmamıza, yeni gelen üyelerle sürekli aynı parçaların üzerine haftalarca çalışmak durumunda kalmaya ve bu gibi nedenlerle bir takım gecikmeler yaşandı. Fakat bu durumları kesinlikle hata veya yaşanılması talihsiz olan durumlar yerine, gelişim sürecimizin basamakları şeklinde gördük ve gerekli tecrübeleri edinerek basamakları biraz yavaş ama emin şekilde geride bıraktığımızı düşünüyoruz.
Felsemiz yanlışlarımızı geride bırakıp doğrularımızı savunarak tabii ki sürekli güçlenerek ilerleyen bir süreç içerisinde oldu her zaman.
- Çeşitli illerde ve mekanlarda çok sayıda konserler verdiniz bugüne kadar. Henüz genç bir grup olmanıza rağmen
kaliteli ve özgün tarzınız farklılık yaratmıştır bu konserlerde muhtemelen. Uluslararası organizasyonlarda ve global olarak metal kitlelerinde kabul görecek bir müziğiniz var bana göre tıpkı bir Almora veya Moribund Oblivion örneğinde olduğu gibi ülkemizden. Sizce böyle uluslararası bir grup olmanız ve dinleyici kitlenizi dahada çok genişletebilmeniz için neler gerekli uzun vadede? Çünkü uzun vadede böyle başarılar için sağlam temel oluşturmanın gerekli olduğu göz ardı edilemez. Şimdiden plânlıyormusunuz veya fikir alışverişleri oluyor mu bu tür global projeler adına?
Evet özgün tarzımız her yerde belli ettiriyor kendini; çok sert tarzları olan grupların yanında da rock gruplarının yanında da bütünlüğe uymayan, dinleyici kitlesi belli sınırlarla ifade edilemeyen, sahneye çıktığında dört-beş kişilik grupları görmeye alışmış insanların karşısına bir anda sekiz-dokuz kişi ile çıkıp ne oluyor dedirten bir grup D'arch. Kitlemizi genişletme durumuna gelecek olursak, öncelikle müzikalitelerimiz ile birlikte grup üyeleri arasındaki dayanışma ve beraber güzel işlere imza atma bilincimiz geliştikçe çalışmalarmızın kalitesinin artacağını ve çalışmalarımızın kalitesine yakışacak güzel etkinliklerde sahne alarak kitlemizin gelişeceğini düşünüyoruz. Bu ilerleyişin sağlam bir şekilde
olması için de sürekli grup üyeleri ve düşüncelerine güvendiğimiz insanlar arasında fikir alışverişleri içerisindeyiz.
- Gerek senfonik müzik gerekse metal müzik, ülkemizde sadece belli bir kesime hitap eden ve açıkçası çok fazla gözardı edilen tarzda müzikler. Sizlerde bu iki tarzın bir sentezi ile müziğinizi yapıyorsunuz. Benzer tarzlarda da çok kaliteli gruplar var ülkemizde ama nedense hak ettikleri değeri görmüyorlar gerek medya gerekse halkımız tarafından. Bu tip önyargılar sizde bir karamsarlığa neden oldu mu? Yani ne kadarda iyi müzik yapsak ta müziğimiz sadece belli bir kitleye ulaşabilecek, çoğunluk tarafından hep görmezden gelinecek gibi karamsarlıklarınız oldu mu?
Aslında bu sorunun cevabını yukarıda vermiş olduk fakat derinleştirecek olursak, bu tip etmenleri hiç bir zaman gözardı etmedik ayrıca edemezdik de. Çünkü sürekli karşınızda olan bir durum. En basitinden bir konseriniz olacaktır uğraşırsınız, çalışmalarınızı prova etmek istersiniz stüdyolar küçüktür, ses sistemleri isteklerinizi karşılamaz genelde, konserde sahneye sığmanız çok zordur, ayrıca ses sistemleri yine çok iyi değildir. Üye alımlarında yine aynı durumlar klasik müzik seven metal sevmez veya icrasına eğilmek zor gelir gibi bir çok nedenle uğraşırsınız ve her seferinde yine karşınıza çıkar sıkıntılar. Bu iki tarzın birleşiminin çok güzel sonuçlar vermesine rağmen çok da fazla ceremesinin olması da gösteriyor ki cidden bu tarzı sevmeyen, bu tarzı başka amaçlar için yapan insanların dayanabileceği türden sıkıntılar değildir yaşananlar. Ki zaten hem Türkiye için hem de yurtdışı için çok fazla tarzımıza yakın grubun olmamasının en büyük sebeplerinin başında gelir bu durumlar. Biz bu tür sıkıntıları yaşasak da hiç bir zaman ödün vermedik bu tarza olan
sevgi ve saygımızdan ve hiç bir zaman da vermeyi düşünmüyoruz.
- Tarzınız için normal olsa da bir müzik grubu için çok fazla elemana sahipsiniz. Böyle bir durum; çok geniş bir
müzik yaratma süreci yani oldukça iyi bir sentez oluşturabileceği gibi mevcut beste aşamalarının daha uzun sürmesi ve grupta herkesin ortak bir noktada birleşmelerinin zorluğu gibi dezavantajlar da yaratabilir hiç kuşkusuz. Siz gruptaki eleman sayısının olumlu veya olumsuz etkileri olduğunu düşünüyormusunuz?
Kesinlikle olumsuz etkileri çok fazla, bir önceki sorunuza itafen yapılan cevapta da belirtmiştik her türlü süreçte sıkıntı yarattığını fakat eğer bu sıkıntıları tarza olan sevginiz ile bütünleştirebildiğiniz, grup üyeleri arasındaki dayanışma ve disiplini ayarlayabildiğiniz anda olumlu etkilerini ortaya çıkarmış oluyorsunuz. Bir defa yapılmış olan şeyleri yapmak istemiyorsanız ilk değiştirmeniz gereken şeyler o şeyin hamuru, kumaşdır kaba tabiriyle. Müziğin hamuru da enstrümanlardır, onlar değiştikçe farklı dünyaları keşfetmeniz kolaylaşır, onlar değiştikçe bir sonraki adımlar
imkansızlıktan yavaşça uzaklaşır. Senfonik metal, bir çok müzisyenin önceki grubunun tarzı olma ihtimali çok düşük olan bir tarzdır. Grubumuza bulunmuş ve halen bulunan bir çok üyemiz de aynı şekilde daha önce bu tarzı denememişti, ilk zamanlar alışmakta zorlandılar fakat daha sonraları tarzla olan bütünleşmelerinden sonra diğer tarzdaki gruplarla yaptıkları çalışmaların onlara daha yavan geldiği gerçeğini çok kez duymuşuzdur. Bu nedenle geniş bir kadroya sahip olmak
her ne kadar olumsuz sonuçlara neden olsa da hem senfonik metalin gerçekten icrası için hem de oluşacak güzellikler için gözardı edilmeye değerdir..
- Genel olarak ülkemizdeki müzik kültürü ne derece kaliteli sizce? Şarkılarınızın felsefesini, melodilerinizin derinliğini
hissetmek veya anlayıp özümsemek yerine, "grubun adı ne anlama geliyor, şundan veya bundan etkilendiniz mi" gibi yüzeysel
geri dönümler çok daha fazladır tahmin ettiğim kadarıyla. Ülkemiz adına kaliteli gruplar ve kaliteli müzik beklemek için herşeyi sadece müzisyenlere mi bırakmak gerekli yoksa bilinçli bir kitleye sahip olmakta en az sanatçı kadar önemli midir? Müzisyenler olarak sizin görüşleriniz nedir bu konuda?
Maalesef ülkemizin bu ve bu tür konulardaki eksikleri üzerine bir çok sefer yazıldı çizildi. Bu eksiklikler giderilir mi giderilmez mi bilinmez ama biz doğrularımızı yaptığımız ve diğer insanların doğrularına da değer verdiğimiz sürece gelişimi engellemek yerine katkıda bulunuyor olacağız diye düşünüyoruz. Hissiyatın dışında ticaretin de müzik içerisinde yer alan
bir olgu olması ve bu olgunun gün giderek büyüyor olması nedeniyle kalitenin belli bir seviyede bulundurulması müzisyenlerden
çok yapımcı ve dinleyicilerin elinde olan bir durum. Bu değişmediği sürece bu şekilde bir işleyiş her zaman devam edecek. Türkçe konuşmaktan aciz vatandaşların hiç bir şey anlatmayan albümleri milyonlar satar, konserleri dolup taşarken cidden bu işe emek veren insanlar evlerinde çalışmaktan öteye gidemeyip duruma itiraz edecekler ya da daha bu yola çıkarken bu tür durumları hesaba katarak böyle bir piyasada hayaller kurmak yerine kendi imkanları ile hitab edebildikleri kadar kişiye ulaşacaktır..
- Grubun bundan sonraki uzun vadeli projeleri ve uzun vadeli hedefleri nelerdir? Kısaca bunlardan bahsedermisiniz bizlere?
Şu anda "Ölümü Beklerken"in tanıtım sürecindeyiz ve çeşitli şehirlerdeki festival, üniversite şenliği gibi etkinliklere katılımlarımız söz konusudur. Bu tanıtım sürecinin ardından yeni bestelerimizin düzenleme ve kayıt sürecinin ardından daha üzerine düşülerek ortaya konulan, daha çok D'arch 'ı sizlere anlatacağını düşündüğümüz şekilde bir kayıt üzerinde
çalışmayı planlıyoruz. Tabii ki bu süreç içerisinde düzenlenecek olan büyük festivallerde sahne alıp hem tecrübelerimizi artırmak hem de ulaşabileceğimiz kadar fazla kişiye ulaşarak aralarından bizim düşünce yapımız ile örtüşen insanlarla tanışmak istiyoruz.
- Son olarak RockDream üyeleri için bir mesajınız varmı?
Kesinlikle. Kesinlikle düşüncelerinizden ödün vermeyin, ne kadar zor da olsa bunu icra etmeniz, ne kadar çok engel de çıksa sakın unutmayın ki bu yolda yalnız değilsinizdir. Birileri çıkıp sizin düşüncelerinize destek olacaktır. Aradan zaman geçer ve zor diyerek vazgeçtiğiniz eylemlerin başkaları tarafından yapıldığını gördüğünüz zaman "yeminlen ben bunu düşünmüştüm" demeniz kimse tarafından komiklikten farklı bir şekilde ele alınmayacaktır emin olunuz. Düşündüğünüzle kalmayınız, lütfen yapınız... Sakın bilmişlik olarak algılamayın bu yukarıdaki düşünce paylaşımımızı, zira zamanında belki bize söylenilmiş olsaydı yaşadığımız sıkıntılardan sıyrılmak çok daha kolay olurdu.
En içten sevgi ve saygılarımızla ,
D'arch grubu üyeleri..
12:38 PM
Powered by  | | English | | Albanian | | Arabic | | Bulgarian | | Catalan | | Chinese | | Croatian | | Czech | | Danish | | Dutch | | Estonian | | Filipino | | Finnish | | French | | Galician | | German | | Greek | | Hebrew | | Hindi | | Hungarian | | Indonesian | | Italian | | Japanese | | Korean | | Latvian | | Lithuanian | | Maltese | | Norwegian | | Polish | | Portuguese | | Romanian | | Russian | | Serbian | | Slovak | | Slovenian | | Spanish | | Swedish | | Thai | | Turkish | | Ukrainian | | Vietnamese |
|