 |
Müzik ve müzik
piyasası hakkında konuşulması
gerekenlerden bahsettik. Oldukça aydınlatıcı bir röpörtaj oldu. Ama siz
bunu 3 gündür okuyamıyorsunuz çünkü myspace'te link verdik mi hemen
blog kitleniyor.
Ayrıca Rock Vault hepimizin ''ne alaka lan,ne işleri olur ?'' dediği dev
isimlerle röpörtaj yapıp onlar hakkındaki güncel bilgileri bize sunuyor ki bu
sanatçıların arasında Killswitch Engage,Unearth,The Devil Wears Prada,Misery
Signals,Kreator ve Human Abstract da var.
Eğer sert müzik seviyorsanız,rock ve metal gruplarından ve etkinliklerden
haberdar olmak istiyorsanız buraya mutlaka uğramanızı tavsiye ederiz.Oldukça
dolu bir site. Röpörtajlar,e.p ve albüm kritikleri,en son haberler... vb.
Soygun Rock Vault'ı destekliyor !!
İzmir'den
yükselen sert seslere biraz daha kulak kabartmak gerektiğini
düşünmekteyim. Her kesimden sesleri duyabileceğiniz güzel insanlardan
oluşan Soygun grubuyla keyifli bir sohbet gerçekleştirdik....
EVREN
@ ROCK VAULT: Öncelikle Rock-Vault Ailesi adına selamlar ben Evren.
Hayat nasıl gidiyor nelerle uğraşıyorsunuz şu sıralar ?
SOYGUN : Genel
olarak müzik dinlemek ve üretmekle ilgileniyoruz şu sıralar,onun
dışında kişisel hayat trafikleri son süratle devam etmekte. Ortalıkta
olan bitene hafif şaşkın ,tepkili ve sinsi bir süreç geçiriyoruz Onun dışında çeşitli illerde kesinleşmesi beklenen konserler var, mümkün olabildiğince özenli davranmaya çalışıyoruz.
Bedava
yayınladığınız şarkıların hepsi birbirinden özel ve güzel olmuş.
Tepkiler nasıl ve grup için gelecek hakkında bir ışık göründü mü?
DORUK: Yeni yayınladığımız şarkıları içeren Bilmiyorsun
adlı E.P.miz daha önce Soygun'un 2 kaydında da çalsam da benim için
hayatımdaki ilk grup çalışmasıydı. Provalar yaparken stüdyoyu
mahremimiz olarak belirledik kimseyi sokmadık ve sadece müzik yaptık.
İnsanlara bunu sunduğumuzda gelen tepkilerden çok keyif aldık. Bu yolda
ilerlemeye devam etmeye karar verdik. Müzik yapacağız. Satmaya
uğraşmayacağız.
İLKAY: Teşekkürler
Bir önceki demomuza göre çok daha fazla bir ilgi gördük, samimi ve
güzel eleştiriler alıyoruz. İnsanlar bizi takip ediyorlar, birbirlerine
bizden bahsediyorlar ve bu şekilde insanların bizden haberdar olduğunu
bilmek bizi çok mutlu ediyor. Gelecek konusunda grup olarak umutluyuz
ve güzel işler yapmak istiyoruz. Mümkün olduğunca değişik topluluklar
önünde sahne alıyoruz.Su yüzüne çıkmamız bira zaman alacak.
Türkiye'miz
de şu sıralar Rock Müzik furyası aldı başını gidiyor bunu neye
bağlıyorsunuz ? Sizce nedir bunun artıları ya da eksileri ?
DORUK: Artıları
rock müziğin sahnesinin yükseltilmesi ve daha çok ciddiye alınması
olabilir. Ama ne yazıktır ki ruhsuz ve işlevsel olmayan, birbirinin
aynı gruplar piyasaya çıkarıldıkça. Enflansyon oluyor ve piyasa
bunalıyor. Bunlar da eksileri sanırım.
İLKAY: Piyasadaki
beş para etmez müzikleriyle kliplerini döndüren iğrenç "Türk Rock"
grupları mevcut. Dışardan bir adam ülkemize baktığında Türk rock müziği
sahnesinde bu insanları görüyor ve kafasında notunu veriyor. Bu
yeteneksiz adamların kafalarını hak etmedikleri pahalı ekipmanlarına
vurarak parçalamak istiyorum
ALİCAN :
Artıları aynen Doruk’un dediği gibi… Ama bana çok çağdışı geliyor
birkaç örnek dışında yapılan müzikler. Çok çarpık bir endüstri gelişimi
var. En çok ‘’yalakalık’’ yapan , en çok ‘’abi-kardeş iletişimi’’ kuran
insanlar hatır sayesinde biryerlere geliyor. Bağımsız olarak yaptığın
müzikle kitlelere ulaşman çok zorlaşıyor, ilgisi ve bilinci olan
insanlar tam olarak ne yapmaya çalıştığını anlıyor. Gereksiz kriterler
dahilinde abzürdlüğe varan sonuçlar var.
Ülkemizde
herkes herşeyi çok iyi bilir ve herkes herşey hakkında yorumlar yapar
fakat icraata gelince bir an da yok olurlar. Müzik sektöründe de bu
böyle görünüyor. Büyük dediğimiz plak şirketlerinin her maddesin de
saçma sapan kurallar var ve bu kurallar sayesinde gruplar kendilerinin
istediği müziği yapamıyor. Birçok amatör grubun şikayeti bu yüzden,
sizlerin plak şirketleri hakkında yorumlarınızı alabilir miyim ?
DORUK:
Plak şirketlerini oldukça korkak buluyorum. Korktukça da batıyorlar
zaten. Yeniliğe asla açık değiller. Saçma sapan insanlara deli gibi
yatırım yapıyorlar sonra ellerinde patlıyor. Sanatçı adamlara da yazık
oluyor. Oysa biraz cesaret edebilseler güzel işler olabilir. Ama
müzikten anlamayan ve paralı adamlardan medet ummamak lazım. Grup
kendini kurtarmayı bilmeli,kimse kimseyi kurtarmıyor.
ALİCAN : Bir
plak şirketi atılımımız olmadı henüz.Ama gelişmekte olan fikirler var
önümüzde bu hususta. Elbette ülkenin durumuyla yakından ilintili bir
durum.Tamamen her şeyin batıda olduğu gibi ilerlemesini bekleyemeyiz
ama ben kendi adıma biraz modern arayış bekliyorum insanlardan.
Müziğime "name katkısı’", "catchy nakarat’’ ya da "şarkı başına
standart süre’’ vermek istemiyorum asla. Aynen cesaretle ilintili. Ama
en başta dinleyicinin bilinci, zevki ve o doğrultuda talebi de epey ön
planda bu piyasada. Ve o da biraz kısır ilerlemekte.Malum
Türkiye'de amatör gruplara fazla destek çıkılmıyor öncelikle basın ve
radyolar da pek duyamıyoruz. Dream TV ve MTV gibi müzik kanallarında
yüzlerce kez dönen aynı kliplerden sıkılmış birisi olaraktan şunu
sormak istiyorum, ne gibi şeyler yapabilirler ya da ne zaman bizler de
İngiltere,Almanya,Hollanda gibi ülkelerin müzik kalitesine
yaklaşabileceğiz ?
ALİCAN: Aslında
bu ülkede Avrupa ayarında müzik yapan o kadar çok grup var ki,ama onlar
da bu yabancılaşma ve sınıflaşma yüzünden kendilerince ; çaresiz
şekilde elitist, aşırı underground olma çabası güdüyorlar.Önce
dinleyicinin ülkede zaten kısır bir halde ilerleyen rock müzik
döngüsünün büyük bir oranından haberdar olması gerekiyor bence.Daha
sonra maddi imkanlar gelişmek zorunda haliyle,neler neler
aslında…üzülüyorum,sinirleniyorum Aslında
her şey dinleyicide,bu kültürü paylaşan insanlarda bitiyor her zamanki
gibi.Talebin kalitesi artarsa ‘’mattah sıfatlar altında ağzından para
kelimesi düşmeyen insanların’’da yapacak bir şeyi kalmaz diye
düşünüyorum.
ANIL: Aslında o gruplar türkiyede birkaç sene yaşasa deneysellik konusunda çok daha ilerleyebilirler diye düşünüyorum
İkİ saat içinde bu ülkeye gücenip,küsüp sıkılıp,sevip,sahiplenip,
olduğu gibi bırakıp yada aynı şekilde kapalı düşüncelere açıklamakla
geçiriyorum her günümü Sahip
oldukları ilk şey ekipman sorununu ortadan kaldırabilicek ekonomik
yapılarıdır. bir diğer öncelikleri ise üreten kesime değer vermeleri ve
sahiplenmeleri oluyor haliyle. Böylece Avrupa Endüstrisi bir ekol
oluveriyor.Bunlar konusunda ilerlendikçe Türk müzisyenlerin asla üretim
ve kalite sıkıntısı çekmeyen bir kesimi olduğuna inanıyorum.
60'lardan
bugünümüze Rock müzik dallanıp budaklandı. Basitleştirmek gerekirse,
sizin yaptığınız müzik de tarz kaygısını görümuyorum. Her tarzdan biraz
duymak şahsen benim çok hoşuma gidiyor. Deneyselliğe açık olmanız
sizlere ne gibi artılar sağlıyor.?
İLKAY: Kendi
aramızda kullandığımız terimler var bunlardan biri de "görevci".
Görevci; tek bir işe yoğunlaşıp kurallarına göre uygulayan ve layığıyla
yapan kişi oluyor.Biz görevci insanlara çok özeniyoruz aslında
görevlerini sırayla yapıyorlar.Bizim kafa yapımız biraz daha dağınık ve
çevremizden çok etkileniyoruz.Dağınık olmak bizi daha özgür kılıyor ve
müziğimizde ara renkler yaratabiliyoruz.Dışarıdan eve geldiğimizde çok
aç oluyoruz bakıyoruz dolapta neler var. Ooo mayonez var turşu var
diyoruz tamamız. Fakat o bize yetmiyor midemiz bulanmadan bir sürü
baharat daha eklememiz gerekiyor, ton balığını alıyoruz sonra peynir de
koyalım diyoruz ve midemize dokunur mu diye tartışıyoruz. Güzel olsun
istiyoruz basit, berrak ve çok kalabalık. İlk önce kendimizi memnun
ediyoruz,içimize sinmeyen işlere kesinlikle yokuz. Müziğimizde bunlara
dikkat ediyoruz. Yorgun ve mutlu olmamız çok önemli,ancak o zaman haklı
olduğumuzu düşünebiliyoruz.
DORUK:
Deneyselliğe açık olmamız sürekli modern müzikten haberdar olmamızı ve
sürekli yeni şeyler üretmemizi sağlıyor. Kalıplara bağlı kalmadan müzik
yapmak oldukça keyifli.
ALİCAN: Aslında
ben tam olarak deneyler yaptığımızı düşünmüyorum. ’’deneysel’’ ucu çok
açık bir terim bana kalırsa. Sadece etkilendiğimiz şeyleri harmanladık
diyebilirim. Bu zaten bilinçli uygulanan bir işlem değil tam olarak.
Ama biraz dozunu düşünerek yaptık bunu şimdiye kadar. Ve biraz dağınık
oldu. Bundan sonra bir o kadar homojen ama daha kaygısızca
istediklerimizi yapacağız.
Biraz da deneysellik den
bahsedelim. Sizlerin çok farklı gruplar dinlediklerinizi biliyorum.
(TDWP,HHLL,The Fall of Troy vb..) Sizce bu grupları başarılı kılan
şeyler ve bizim gruplarımızın yapamadığı şeyler nedir.? İmkanlar ve
olanaklar bakımından.
ALİCAN:
Açıkçası The Devil Wears Prada’ya hiç yokum ben şahsen.Tamamen Amerikan
‘’hedehödö hristiyan core çakması ‘’ grubu bence. Ama Heavy Heavy Low
Low olsun The Fall Of Troy olsun bunlar gerçekten etkilendiğim mathcore
etkileşimli müzik icra eden gerçekten kafası uçuk, çok yetenekli
müzisyenler. Onları başarılı kılan şey bence Amerikan müzik kültürünün
çeşitliliği ve harmanlamaya müsait oluşu. Bizim gruplarımızdan kastın
nedir bilemiyorum ama işin o kısmı çok büyük muamma İmkanlar da zaten bariz diğer sorularda benzer yanıtlar gibi.
İyi
kayıt sahibi olmak neredeyse bütün toplulukların derdidir. Hala
günümüzde kayıtlarını iyi yapamadıkları için piyasaya çıkamayan adı
duyulmamış isimler var. Bu problemi ülkemiz yavaş yavaş aşıyor ancak
hala hak ettiğimiz yerlere gelemedik. Siz bu duruma ne diyorsunuz?
ALİCAN: Artık
öyle bir dert çok büyük yer kaplamıyor bence. Bu işe atılan insanlar
zaten ortak maliyetler arasında gidip geliyorlar. Adını duyurmak
isteyen bir şekilde bir şeyler yapıp bunu yapabiliyor artık. Bir yandan
daha önce de bahsettiğim gibi ; kötü kayıtlarla kalmak
isteyen,kendilerini o kültüre aidiyet içinde ifade eden oluşumlar da
var.
İzmir'den bahsedelim, yavaş yavaş sert müziğin ayak
seslerini hissettirmeye başladınız ve birbirinize olan desteğinizle
daha iyi yerlere geleceğinizi biliyorum. Fakat günümüzde insanlar
birbirinin ayağını kaydırmaya çalışırken sizlerin böyle şeyler
yaptığınızı görmekten büyük keyif alıyorum. Bizim de bir DMS (NY)
tarzımız oturabilir mi, ne düşünüyorsunuz ?
ALİCAN: Açıkçası
İzmir adına bir şeyler göremiyorum. Mosh Pit Project kendi alanında çok
başarılı. Onun dışında Metal ve Rock müzik her şehirde olduğu gibi hala
80’ler ve 90’lar ekseninde dönüyor diyebilirim. Kişisel olarak tarzını
benimseyip destek verebileceğim ve sempati duyabileceğim bir müzik
oluşumu yok, ama samimi olmak gerekirse tabi bu işlerinde maalesef
raconları var. En azından doğru dürüst iş yapan insanlarla saygı
çerçeveli iletişimler kurulabiliyor.Bir scene,camia oluşur mu? Yeni bir
tavır yaratılır mı bilemem ama. Hepimizin isteği ,hayali bu tabi . En
azından istediğimiz gibi olarak bunu desteklemeyi sürdürebiliriz diye
düşünüyorum.
DORUK:
İzmir'in insanı her zaman kafası rahat bir yapıya sahiptir.
Oturması,kalkması,yürümesi,içki içmesi,sızmasına kadar rahattır. Öte
yandan gelişmiş bir kenttir bu da kültürel seviyenin yüksek olmasını
sağlar ve sanatsal etkinlikleri takip etme olanağı sunar. İzmir'de
gerçekten güzel müzik yapan gruplar var. Ama İzmir'de bunun sektörü
yok. Dolayısıyla gruplar teker teker gidiyorlar İstanbul'a.İzmir'de
çoğu grup birbirine destek olur ve kollar. Ama bazı gruplar vardır ki
İzmir'li olduğunuzdan utanırsınız. Bir oluşum başlatıp bunu büyütmek
çok cazip ve heyecan verici bir fikir. Ama İzmir'de sektör olmadığı
için ne yazıkki bütün projeler amatör olarak kalıyor ve en fazla 3-4 ay
sonra yerle bir oluyor.
İLKAY: İzmir
dışarıdan bakıldığında ölü olarak görünüyor. Grupların kendilerini
gösterebilmeleri için sürekli çabalamaları gerekiyor. Biz adımızı
duyurabilmek için mümkün olduğunca konser vermeye çalıştık. Yalnız
şöyle bir durum var, bütün bu uğraşlar beraberinde risk getiriyor.
Kendi konserini kendin organize ediyorsun ve maddi sorumluluk
alıyorsun. Mekan sahipleri genelde anlayışsız ve ilgisiz hatta alakasız
olduğu için o insanlar ikna etmeniz gerekiyor. Bunun haricinde İzmir de
profesyonel mekan işletmeciliği çok zayıf. Sahne alıcak gruplara köpek
gibi davranıyorlar. Kafaları basmadığı için konser organizasyonlarının
kendi mekanlarına getireceği karın farkında değiller.İ zmirli olmamıza
rağmen bilmediğimiz inanılmaz gruplar var. Herkes birbirinden habersiz
bu konuda. Bornova ve Alsancak barlarını repartuar grupları
doldurduğundan beste grupları ancak bir araya toplanıp konser
verebiliyorlar. İzmir de ne bu işleri koşturan organizatörler ne de
mekan sahipleri var. Müzik yapan insanlarda haliyle yoruluyorlar ve at
gözlüğü takmış keyifçi jurilerin yer aldığı büyük yarışmalara katılıp
anlaşılmayı bekliyorlar. Üzülerek söylüyorum İzmir gruplarının şu an ki
kaderi "her koyun kendi bacağından asılır" durumu.
Metalcore'dan
bahsedelim biraz da malum 2000 yılından beridir kasıp kavuruyor
ortalığı fakat imaj konusunu tavizli hale getiren toplulukların çaldığı
müzikal türevlerin zamanla daha çok artmasıyla birlikte dinleyici ve
yazarların çalan müziklere karşı kavramsal açıdan yetkin olamamaları
gündeme geldi. Her şey çok daha basitken sahiplenmeler kesinlikle daha
fazlaydı. Şimdi bir bakıyorsunuz işin ucu "sadcore" a bile varıyor.
Müziklerin birbirine benzemesi hep oldu ama bilhassa bu müziğin
sözlerinin ciddi anlamda dejenere olduğunu düşünüyorum. Sizce bu
toplulukların daha ne kadar kısa yoldan popülerlik çabası sürecek?
ALİCAN: Kısa
ve net olarak endüstrinin ele geçirip harmanladığı bu türevlerden
hepimiz etkileniyoruz öyle yada böyle. Zaten amaç da bu. Talep ne zaman
biter, üretim ne zaman biter, genel doyuma ne zaman ulaşılır o zaman
yeni akımlar bir diğerini doğurur ve evrimini tam olarak tamamlar. Ama
kurunun yanında yanan yaşta çok diyebilirim bu tür karmaşası yüzünden.
Ama ‘’core’’ tabanlı müziğin bir çok türevini takip ediyorum. Ve olayı
akım olmaktan çıkarıp,müzik olarak değerlendirdiğimizde başarıyı hak
eden ve yakalayan gruplar çok fazla diyebilirim.
90'lara
baktığımızda Rock Barlar daha samimi ve daha çok deneysel müzik yapan
amatör gruplarla dolu olurdu. Şimdiye baktığımızda sadece amacın para
olduğunu görüyoruz. İnsanların artık canlı müzik dinlemek istemediğini
görmüyorum zaten Ülkemiz de hayat standartı düşük. Sizce bu durum ne
gibi sonuçlar doğuracaktır. ?
DORUK :
İzmir'de konuştuğumuz 28-35 yaş arası konuştuğumuz metalheadler hep
İzmir'in eskiden metal cenneti olduğundan bahsederler. 1500 kişilik
konserler,i nanılmaz ortamlar vs.. İnsan düşünüyor ve kafası karışıyor
92 ile 2000 arası inanılmaz bir kitle varken. Şimdi neden geriye gittik
? Çünkü rock ülkemizde "alaturka"laştırıldı. Çeşitli ezgilerle,bayık
vokallerle ve tabi ki ucuz birayla rock müzikle alakası olmayan dışarda
görüp kıro diye nitelendirdiğimiz insanlar rock barlara gitmeye
başladı. Durum böyle olunca asıl rock kitlesi evlerine kapandı.
Müziğini evinde dinlemeye başladı. Şimdi yıl 2009 ve 9 yıldır bar
grupları aynı repertuarı aynı kokuşmuş kitleye çalıyorlar. Deneysel
müziği bırakın bilmedikleri bir şarkı çaldığınızda anında dikkatleri
dağılıp sıkılmaya başlıyorlar. Ama öte yandan hoşumuza giden ve albüm
çıkartan sanatçılar var. Benim şahsi öngörüm 5 yıl içinde insanlar
müziğimizi anlayabilecek konuma gelecekler. Ama 5 yıl dayanabilecek
olan grup var mı ? Grubum adına evet diyebilirim.
İLKAY: Bu
durum devam ederse müzisyenler arasında bir ihtilal olucak.Bütün
yeteneksiz,rolünü kötü oynayanlar kadrodan çıkarılacak. İçinde
bulunduğumuz şu zamanda kutuplaşma çoktan başladı ve duruşunu belli
edenler toplanıyor. Dinleyicilere de kızmıyorum herkesin işi gücü var.
Kimse müzik piyasasını ve tarihini takip etmek zorunda değil. Yalnız
canımı sıkan durum şudur ki, görsel ve işitsel basında yer alan "mevki
sahibi" kişiler insanları yönlendirirken çok başarısızlar. İnsanlarda
haliyle onların gösterdikleriyle yetiniyorlar. Barlarda onların
anlattıklarını görmek istiyorlar, kendi aralarında onların cümlelerini
kuruyorlar.Çok utanç verici bir durum.
Yerli müzik
topluluklarımızda sponsorluk bilinci hala yok.. Önemli markalarla
topluluklar arası yapılan ciddi sponsorluk anlaşmalarından nedense çok
fazla bahsedemiyoruz. Dünyada çok yaygın olan bu sistemi, sizler de ya
da yakın çevremizde görebilecek miyiz dersiniz?
ALİCAN: Özel
bir bilinç oluşmasına gerek yok bence.Bu zaten kendiliğinden gelişmesi
gereken bir durum.Grupların talebinden çok,markaların kabulü önemli bu
hususta haliyle Öyle fikirlerimiz var, bir şeyler deneyeceğiz yakında.Bakınıyoruz …
Ve biraz da müzik dışına çıkalım.. Yaşadığınız en hatırası bol içki anınızı paylaşın bizlerle ALİCAN: O kadar fazla ki
Türkiye Zombileri diye bir maceramız var mesela ; yaralanma
,polis,sarhoşluk ve kahkaha içerikli.İ lerde yeterli cesarete sahip
olursak görüntüleri internet ortamına ulaştırıp toplu intihar etmeyi
düşünüyoruz Genelde gülmekten hiçbirşey yapamadığımız zamanlar da oluyor.Çok abzürd durumlar da buna dahil Cıbıldak plaj maceramız da var.Gerçekten çok ya.En önemlilerini bile unutuyor olabilirim  ANIL : Türkiye Zombileri !
DORUK: Ilıca sahilinde Çıplak koşturduğumuz gün gerçekten çok iyiydi ! Bienden mesaj çekebilirsin.
İLKAY : Şimdi şöyle bir durum var bizim dışarda toplanmalarımız insanlığın görmediği eziyet
En birinci hazine sümüklü kurabiye yani. Bir araya geldiğimizde
gerçekten çok eğleniyoruz. Alican'ın da dediği gibi gerçekten çok fazla
var hangisini söyliyeyim bilemedim. Soygun dörtlüsü, üçlüsü, çifti
olarak konu başlıklarına ayırabiliriz aslında. En yakın zamanda
yaşadığımız kısa bir eve dönüş hikayesini paylaşayım ben
Şöyle ki; Ejderha nefesli alkol alan terli gençler ki; Anıl, Doruk, ben
ve diğer yakın arkadaşlarımız eve dönmek üzere Alsancak'tan otobüse
bindik. Otobüs Bostanlıya geldiğinde inmeden önce pantolonumu oturduğum
yerde boxerımla birlikte indirdim. Planım şuydu; otobüsten inicek
otobüs hareket ederken yanında koşturucaktım. İlk başlarda planım
kusursuz işliyordu.Otobüsten iner inmez altım çıplak bir halde
koşturmaya başladım, 2 saniye sürmeden ayağım takıldı ve tam durağın
önünde yüz üstü kapaklandım. Ve otobüs biraz geç hareket etti : ) İşte
o anda zaman durdu...pencere kenarında oturan insanlar ve benim popom
evrenin derinliklerinde kayboldu çoook utandım
Yanıtlarınız için çok teşekkür ederim.. Son olarak herhangi bir şey eklemek istermisiniz?
SOYGUN:
Abi sen çok güzel işler yapıyorsun.Ve insanların bunlardan haberdar
olması için sana destek vermek niyetindeyiz.Yakında çok farklı işler
yapacağız.Sevgiler.
8:06 PM
Powered by  | | English | | Albanian | | Arabic | | Bulgarian | | Catalan | | Chinese | | Croatian | | Czech | | Danish | | Dutch | | Estonian | | Filipino | | Finnish | | French | | Galician | | German | | Greek | | Hebrew | | Hindi | | Hungarian | | Indonesian | | Italian | | Japanese | | Korean | | Latvian | | Lithuanian | | Maltese | | Norwegian | | Polish | | Portuguese | | Romanian | | Russian | | Serbian | | Slovak | | Slovenian | | Spanish | | Swedish | | Thai | | Turkish | | Ukrainian | | Vietnamese |
|