MySpace
myspace music


SOYGUN



Last Updated: 11/18/2009

Send Message
Instant Message
Email to a Friend
Subscribe

Status: Single
State: İzmir
Country: TR
Signup Date: 4/3/2007

Who Gives Kudos:


Thursday, June 18, 2009 
Müzik ve müzik piyasası hakkında konuşulması gerekenlerden bahsettik. Oldukça aydınlatıcı bir röpörtaj oldu. Ama siz bunu 3 gündür okuyamıyorsunuz çünkü myspace'te link verdik mi hemen blog kitleniyor.

Ayrıca Rock Vault hepimizin ''ne alaka lan,ne işleri olur ?'' dediği dev isimlerle röpörtaj yapıp onlar hakkındaki güncel bilgileri bize sunuyor ki bu sanatçıların arasında Killswitch Engage,Unearth,The Devil Wears Prada,Misery Signals,Kreator ve Human Abstract da var.

Eğer sert müzik seviyorsanız,rock ve metal gruplarından ve etkinliklerden haberdar olmak istiyorsanız buraya mutlaka uğramanızı tavsiye ederiz.Oldukça dolu bir site. Röpörtajlar,e.p ve albüm kritikleri,en son haberler... vb.


Soygun Rock Vault'ı destekliyor !!


İzmir'den yükselen sert seslere biraz daha kulak kabartmak gerektiğini düşünmekteyim. Her kesimden sesleri duyabileceğiniz güzel insanlardan oluşan Soygun grubuyla keyifli bir sohbet gerçekleştirdik....


EVREN @ ROCK VAULT: Öncelikle Rock-Vault Ailesi adına selamlar ben Evren. Hayat nasıl gidiyor nelerle uğraşıyorsunuz şu sıralar ?

SOYGUN : Genel olarak müzik dinlemek ve üretmekle ilgileniyoruz şu sıralar,onun dışında kişisel hayat trafikleri son süratle devam etmekte. Ortalıkta olan bitene hafif şaşkın ,tepkili ve sinsi bir süreç geçiriyoruz Smile Onun dışında çeşitli illerde kesinleşmesi beklenen konserler var, mümkün olabildiğince özenli davranmaya çalışıyoruz.


Bedava yayınladığınız şarkıların hepsi birbirinden özel ve güzel olmuş. Tepkiler nasıl ve grup için gelecek hakkında bir ışık göründü mü?

DORUK: Yeni yayınladığımız şarkıları içeren Bilmiyorsun adlı E.P.miz daha önce Soygun'un 2 kaydında da çalsam da benim için hayatımdaki ilk grup çalışmasıydı. Provalar yaparken stüdyoyu mahremimiz olarak belirledik kimseyi sokmadık ve sadece müzik yaptık. İnsanlara bunu sunduğumuzda gelen tepkilerden çok keyif aldık. Bu yolda ilerlemeye devam etmeye karar verdik. Müzik yapacağız. Satmaya uğraşmayacağız.

İLKAY:
TeşekkürlerCool Bir önceki demomuza göre çok daha fazla bir ilgi gördük, samimi ve güzel eleştiriler alıyoruz. İnsanlar bizi takip ediyorlar, birbirlerine bizden bahsediyorlar ve bu şekilde insanların bizden haberdar olduğunu bilmek bizi çok mutlu ediyor. Gelecek konusunda grup olarak umutluyuz ve güzel işler yapmak istiyoruz. Mümkün olduğunca değişik topluluklar önünde sahne alıyoruz.Su yüzüne çıkmamız bira zaman alacak.

Türkiye'miz de şu sıralar Rock Müzik furyası aldı başını gidiyor bunu neye bağlıyorsunuz ? Sizce nedir bunun artıları ya da eksileri ?


DORUK: Artıları rock müziğin sahnesinin yükseltilmesi ve daha çok ciddiye alınması olabilir. Ama ne yazıktır ki ruhsuz ve işlevsel olmayan, birbirinin aynı gruplar piyasaya çıkarıldıkça. Enflansyon oluyor ve piyasa bunalıyor. Bunlar da eksileri sanırım.

İLKAY: Piyasadaki beş para etmez müzikleriyle kliplerini döndüren iğrenç "Türk Rock" grupları mevcut. Dışardan bir adam ülkemize baktığında Türk rock müziği sahnesinde bu insanları görüyor ve kafasında notunu veriyor. Bu yeteneksiz adamların kafalarını hak etmedikleri pahalı ekipmanlarına vurarak parçalamak istiyorum

ALİCAN : Artıları aynen Doruk’un dediği gibi… Ama bana çok çağdışı geliyor birkaç örnek dışında yapılan müzikler. Çok çarpık bir endüstri gelişimi var. En çok ‘’yalakalık’’ yapan , en çok ‘’abi-kardeş iletişimi’’ kuran insanlar hatır sayesinde biryerlere geliyor. Bağımsız olarak yaptığın müzikle kitlelere ulaşman çok zorlaşıyor, ilgisi ve bilinci olan insanlar tam olarak ne yapmaya çalıştığını anlıyor. Gereksiz kriterler dahilinde abzürdlüğe varan sonuçlar var.

Ülkemizde herkes herşeyi çok iyi bilir ve herkes herşey hakkında yorumlar yapar fakat icraata gelince bir an da yok olurlar. Müzik sektöründe de bu böyle görünüyor. Büyük dediğimiz plak şirketlerinin her maddesin de saçma sapan kurallar var ve bu kurallar sayesinde gruplar kendilerinin istediği müziği yapamıyor. Birçok amatör grubun şikayeti bu yüzden, sizlerin plak şirketleri hakkında yorumlarınızı alabilir miyim ?

DORUK: Plak şirketlerini oldukça korkak buluyorum. Korktukça da batıyorlar zaten. Yeniliğe asla açık değiller. Saçma sapan insanlara deli gibi yatırım yapıyorlar sonra ellerinde patlıyor. Sanatçı adamlara da yazık oluyor. Oysa biraz cesaret edebilseler güzel işler olabilir. Ama müzikten anlamayan ve paralı adamlardan medet ummamak lazım. Grup kendini kurtarmayı bilmeli,kimse kimseyi kurtarmıyor.

ALİCAN :
Bir plak şirketi atılımımız olmadı henüz.Ama gelişmekte olan fikirler var önümüzde bu hususta. Elbette ülkenin durumuyla yakından ilintili bir durum.Tamamen her şeyin batıda olduğu gibi ilerlemesini bekleyemeyiz ama ben kendi adıma biraz modern arayış bekliyorum insanlardan. Müziğime "name katkısı’", "catchy nakarat’’ ya da "şarkı başına standart süre’’ vermek istemiyorum asla. Aynen cesaretle ilintili. Ama en başta dinleyicinin bilinci, zevki ve o doğrultuda talebi de epey ön planda bu piyasada. Ve o da biraz kısır ilerlemekte.
Malum Türkiye'de amatör gruplara fazla destek çıkılmıyor öncelikle basın ve radyolar da pek duyamıyoruz. Dream TV ve MTV gibi müzik kanallarında yüzlerce kez dönen aynı kliplerden sıkılmış birisi olaraktan şunu sormak istiyorum, ne gibi şeyler yapabilirler ya da ne zaman bizler de İngiltere,Almanya,Hollanda gibi ülkelerin müzik kalitesine yaklaşabileceğiz ?

ALİCAN: Aslında bu ülkede Avrupa ayarında müzik yapan o kadar çok grup var ki,ama onlar da bu yabancılaşma ve sınıflaşma yüzünden kendilerince ; çaresiz şekilde elitist, aşırı underground olma çabası güdüyorlar.Önce dinleyicinin ülkede zaten kısır bir halde ilerleyen rock müzik döngüsünün büyük bir oranından haberdar olması gerekiyor bence.Daha sonra maddi imkanlar gelişmek zorunda haliyle,neler neler aslında…üzülüyorum,sinirleniyorum YellAslında her şey dinleyicide,bu kültürü paylaşan insanlarda bitiyor her zamanki gibi.Talebin kalitesi artarsa ‘’mattah sıfatlar altında ağzından para kelimesi düşmeyen insanların’’da yapacak bir şeyi kalmaz diye düşünüyorum.

ANIL: Aslında o gruplar türkiyede birkaç sene yaşasa deneysellik konusunda çok daha ilerleyebilirler diye düşünüyorum Cool İkİ saat içinde bu ülkeye gücenip,küsüp sıkılıp,sevip,sahiplenip, olduğu gibi bırakıp yada aynı şekilde kapalı düşüncelere açıklamakla geçiriyorum her günümü SmileSahip oldukları ilk şey ekipman sorununu ortadan kaldırabilicek ekonomik yapılarıdır. bir diğer öncelikleri ise üreten kesime değer vermeleri ve sahiplenmeleri oluyor haliyle. Böylece Avrupa Endüstrisi bir ekol oluveriyor.Bunlar konusunda ilerlendikçe Türk müzisyenlerin asla üretim ve kalite sıkıntısı çekmeyen bir kesimi olduğuna inanıyorum.

60'lardan bugünümüze Rock müzik dallanıp budaklandı. Basitleştirmek gerekirse, sizin yaptığınız müzik de tarz kaygısını görümuyorum. Her tarzdan biraz duymak şahsen benim çok hoşuma gidiyor. Deneyselliğe açık olmanız sizlere ne gibi artılar sağlıyor.?

İLKAY: Kendi aramızda kullandığımız terimler var bunlardan biri de "görevci". Görevci; tek bir işe yoğunlaşıp kurallarına göre uygulayan ve layığıyla yapan kişi oluyor.Biz görevci insanlara çok özeniyoruz aslında görevlerini sırayla yapıyorlar.Bizim kafa yapımız biraz daha dağınık ve çevremizden çok etkileniyoruz.Dağınık olmak bizi daha özgür kılıyor ve müziğimizde ara renkler yaratabiliyoruz.Dışarıdan eve geldiğimizde çok aç oluyoruz bakıyoruz dolapta neler var. Ooo mayonez var turşu var diyoruz tamamız. Fakat o bize yetmiyor midemiz bulanmadan bir sürü baharat daha eklememiz gerekiyor, ton balığını alıyoruz sonra peynir de koyalım diyoruz ve midemize dokunur mu diye tartışıyoruz. Güzel olsun istiyoruz basit, berrak ve çok kalabalık. İlk önce kendimizi memnun ediyoruz,içimize sinmeyen işlere kesinlikle yokuz. Müziğimizde bunlara dikkat ediyoruz. Yorgun ve mutlu olmamız çok önemli,ancak o zaman haklı olduğumuzu düşünebiliyoruz.

DORUK: Deneyselliğe açık olmamız sürekli modern müzikten haberdar olmamızı ve sürekli yeni şeyler üretmemizi sağlıyor. Kalıplara bağlı kalmadan müzik yapmak oldukça keyifli.

ALİCAN: Aslında ben tam olarak deneyler yaptığımızı düşünmüyorum. ’’deneysel’’ ucu çok açık bir terim bana kalırsa. Sadece etkilendiğimiz şeyleri harmanladık diyebilirim. Bu zaten bilinçli uygulanan bir işlem değil tam olarak. Ama biraz dozunu düşünerek yaptık bunu şimdiye kadar. Ve biraz dağınık oldu. Bundan sonra bir o kadar homojen ama daha kaygısızca istediklerimizi yapacağız.

Biraz da deneysellik den bahsedelim. Sizlerin çok farklı gruplar dinlediklerinizi biliyorum. (TDWP,HHLL,The Fall of Troy vb..) Sizce bu grupları başarılı kılan şeyler ve bizim gruplarımızın yapamadığı şeyler nedir.? İmkanlar ve olanaklar bakımından.

ALİCAN: Sealed Açıkçası The Devil Wears Prada’ya hiç yokum ben şahsen.Tamamen Amerikan ‘’hedehödö hristiyan core çakması ‘’ grubu bence. Ama Heavy Heavy Low Low olsun The Fall Of Troy olsun bunlar gerçekten etkilendiğim mathcore etkileşimli müzik icra eden gerçekten kafası uçuk, çok yetenekli müzisyenler. Onları başarılı kılan şey bence Amerikan müzik kültürünün çeşitliliği ve harmanlamaya müsait oluşu. Bizim gruplarımızdan kastın nedir bilemiyorum ama işin o kısmı çok büyük muamma Smile İmkanlar da zaten bariz diğer sorularda benzer yanıtlar gibi.

İyi kayıt sahibi olmak neredeyse bütün toplulukların derdidir. Hala günümüzde kayıtlarını iyi yapamadıkları için piyasaya çıkamayan adı duyulmamış isimler var. Bu problemi ülkemiz yavaş yavaş aşıyor ancak hala hak ettiğimiz yerlere gelemedik. Siz bu duruma ne diyorsunuz?

ALİCAN: Artık öyle bir dert çok büyük yer kaplamıyor bence. Bu işe atılan insanlar zaten ortak maliyetler arasında gidip geliyorlar. Adını duyurmak isteyen bir şekilde bir şeyler yapıp bunu yapabiliyor artık. Bir yandan daha önce de bahsettiğim gibi ; kötü kayıtlarla kalmak isteyen,kendilerini o kültüre aidiyet içinde ifade eden oluşumlar da var.

İzmir'den bahsedelim, yavaş yavaş sert müziğin ayak seslerini hissettirmeye başladınız ve birbirinize olan desteğinizle daha iyi yerlere geleceğinizi biliyorum. Fakat günümüzde insanlar birbirinin ayağını kaydırmaya çalışırken sizlerin böyle şeyler yaptığınızı görmekten büyük keyif alıyorum. Bizim de bir DMS (NY) tarzımız oturabilir mi, ne düşünüyorsunuz ?

ALİCAN: Açıkçası İzmir adına bir şeyler göremiyorum. Mosh Pit Project kendi alanında çok başarılı. Onun dışında Metal ve Rock müzik her şehirde olduğu gibi hala 80’ler ve 90’lar ekseninde dönüyor diyebilirim. Kişisel olarak tarzını benimseyip destek verebileceğim ve sempati duyabileceğim bir müzik oluşumu yok, ama samimi olmak gerekirse tabi bu işlerinde maalesef raconları var. En azından doğru dürüst iş yapan insanlarla saygı çerçeveli iletişimler kurulabiliyor.Bir scene,camia oluşur mu? Yeni bir tavır yaratılır mı bilemem ama. Hepimizin isteği ,hayali bu tabi . En azından istediğimiz gibi olarak bunu desteklemeyi sürdürebiliriz diye düşünüyorum.

DORUK:
İzmir'in insanı her zaman kafası rahat bir yapıya sahiptir. Oturması,kalkması,yürümesi,içki içmesi,sızmasına kadar rahattır. Öte yandan gelişmiş bir kenttir bu da kültürel seviyenin yüksek olmasını sağlar ve sanatsal etkinlikleri takip etme olanağı sunar. İzmir'de gerçekten güzel müzik yapan gruplar var. Ama İzmir'de bunun sektörü yok. Dolayısıyla gruplar teker teker gidiyorlar İstanbul'a.İzmir'de çoğu grup birbirine destek olur ve kollar. Ama bazı gruplar vardır ki İzmir'li olduğunuzdan utanırsınız. Bir oluşum başlatıp bunu büyütmek çok cazip ve heyecan verici bir fikir. Ama İzmir'de sektör olmadığı için ne yazıkki bütün projeler amatör olarak kalıyor ve en fazla 3-4 ay sonra yerle bir oluyor.

İLKAY: İzmir dışarıdan bakıldığında ölü olarak görünüyor. Grupların kendilerini gösterebilmeleri için sürekli çabalamaları gerekiyor. Biz adımızı duyurabilmek için mümkün olduğunca konser vermeye çalıştık. Yalnız şöyle bir durum var, bütün bu uğraşlar beraberinde risk getiriyor. Kendi konserini kendin organize ediyorsun ve maddi sorumluluk alıyorsun. Mekan sahipleri genelde anlayışsız ve ilgisiz hatta alakasız olduğu için o insanlar ikna etmeniz gerekiyor. Bunun haricinde İzmir de profesyonel mekan işletmeciliği çok zayıf. Sahne alıcak gruplara köpek gibi davranıyorlar. Kafaları basmadığı için konser organizasyonlarının kendi mekanlarına getireceği karın farkında değiller.İ zmirli olmamıza rağmen bilmediğimiz inanılmaz gruplar var. Herkes birbirinden habersiz bu konuda. Bornova ve Alsancak barlarını repartuar grupları doldurduğundan beste grupları ancak bir araya toplanıp konser verebiliyorlar. İzmir de ne bu işleri koşturan organizatörler ne de mekan sahipleri var. Müzik yapan insanlarda haliyle yoruluyorlar ve at gözlüğü takmış keyifçi jurilerin yer aldığı büyük yarışmalara katılıp anlaşılmayı bekliyorlar. Üzülerek söylüyorum İzmir gruplarının şu an ki kaderi "her koyun kendi bacağından asılır" durumu.

Metalcore'dan bahsedelim biraz da malum 2000 yılından beridir kasıp kavuruyor ortalığı fakat imaj konusunu tavizli hale getiren toplulukların çaldığı müzikal türevlerin zamanla daha çok artmasıyla birlikte dinleyici ve yazarların çalan müziklere karşı kavramsal açıdan yetkin olamamaları gündeme geldi. Her şey çok daha basitken sahiplenmeler kesinlikle daha fazlaydı. Şimdi bir bakıyorsunuz işin ucu "sadcore" a bile varıyor. Müziklerin birbirine benzemesi hep oldu ama bilhassa bu müziğin sözlerinin ciddi anlamda dejenere olduğunu düşünüyorum. Sizce bu toplulukların daha ne kadar kısa yoldan popülerlik çabası sürecek?


ALİCAN: Kısa ve net olarak endüstrinin ele geçirip harmanladığı bu türevlerden hepimiz etkileniyoruz öyle yada böyle. Zaten amaç da bu. Talep ne zaman biter, üretim ne zaman biter, genel doyuma ne zaman ulaşılır o zaman yeni akımlar bir diğerini doğurur ve evrimini tam olarak tamamlar. Ama kurunun yanında yanan yaşta çok diyebilirim bu tür karmaşası yüzünden. Ama ‘’core’’ tabanlı müziğin bir çok türevini takip ediyorum. Ve olayı akım olmaktan çıkarıp,müzik olarak değerlendirdiğimizde başarıyı hak eden ve yakalayan gruplar çok fazla diyebilirim.

90'lara baktığımızda Rock Barlar daha samimi ve daha çok deneysel müzik yapan amatör gruplarla dolu olurdu. Şimdiye baktığımızda sadece amacın para olduğunu görüyoruz. İnsanların artık canlı müzik dinlemek istemediğini görmüyorum zaten Ülkemiz de hayat standartı düşük. Sizce bu durum ne gibi sonuçlar doğuracaktır. ?

DORUK : İzmir'de konuştuğumuz 28-35 yaş arası konuştuğumuz metalheadler hep İzmir'in eskiden metal cenneti olduğundan bahsederler. 1500 kişilik konserler,i nanılmaz ortamlar vs.. İnsan düşünüyor ve kafası karışıyor 92 ile 2000 arası inanılmaz bir kitle varken. Şimdi neden geriye gittik ? Çünkü rock ülkemizde "alaturka"laştırıldı. Çeşitli ezgilerle,bayık vokallerle ve tabi ki ucuz birayla rock müzikle alakası olmayan dışarda görüp kıro diye nitelendirdiğimiz insanlar rock barlara gitmeye başladı. Durum böyle olunca asıl rock kitlesi evlerine kapandı. Müziğini evinde dinlemeye başladı. Şimdi yıl 2009 ve 9 yıldır bar grupları aynı repertuarı aynı kokuşmuş kitleye çalıyorlar. Deneysel müziği bırakın bilmedikleri bir şarkı çaldığınızda anında dikkatleri dağılıp sıkılmaya başlıyorlar. Ama öte yandan hoşumuza giden ve albüm çıkartan sanatçılar var. Benim şahsi öngörüm 5 yıl içinde insanlar müziğimizi anlayabilecek konuma gelecekler. Ama 5 yıl dayanabilecek olan grup var mı ? Grubum adına evet diyebilirim.

İLKAY: Bu durum devam ederse müzisyenler arasında bir ihtilal olucak.Bütün yeteneksiz,rolünü kötü oynayanlar kadrodan çıkarılacak. İçinde bulunduğumuz şu zamanda kutuplaşma çoktan başladı ve duruşunu belli edenler toplanıyor. Dinleyicilere de kızmıyorum herkesin işi gücü var. Kimse müzik piyasasını ve tarihini takip etmek zorunda değil. Yalnız canımı sıkan durum şudur ki, görsel ve işitsel basında yer alan "mevki sahibi" kişiler insanları yönlendirirken çok başarısızlar. İnsanlarda haliyle onların gösterdikleriyle yetiniyorlar. Barlarda onların anlattıklarını görmek istiyorlar, kendi aralarında onların cümlelerini kuruyorlar.Çok utanç verici bir durum.

Yerli müzik topluluklarımızda sponsorluk bilinci hala yok.. Önemli markalarla topluluklar arası yapılan ciddi sponsorluk anlaşmalarından nedense çok fazla bahsedemiyoruz. Dünyada çok yaygın olan bu sistemi, sizler de ya da yakın çevremizde görebilecek miyiz dersiniz?

ALİCAN: Özel bir bilinç oluşmasına gerek yok bence.Bu zaten kendiliğinden gelişmesi gereken bir durum.Grupların talebinden çok,markaların kabulü önemli bu hususta haliyleWink Öyle fikirlerimiz var, bir şeyler deneyeceğiz yakında.Bakınıyoruz …

Ve biraz da müzik dışına çıkalım.. Yaşadığınız en hatırası bol içki anınızı paylaşın bizlerleSealed
ALİCAN: O kadar fazla ki Cool Türkiye Zombileri diye bir maceramız var mesela ; yaralanma ,polis,sarhoşluk ve kahkaha içerikli.İ lerde yeterli cesarete sahip olursak görüntüleri internet ortamına ulaştırıp toplu intihar etmeyi düşünüyoruz WinkGenelde gülmekten hiçbirşey yapamadığımız zamanlar da oluyor.Çok abzürd durumlar da buna dahil Smile Cıbıldak plaj maceramız da var.Gerçekten çok ya.En önemlilerini bile unutuyor olabilirim Smile

ANIL : Türkiye Zombileri !

DORUK: Ilıca sahilinde Çıplak koşturduğumuz gün gerçekten çok iyiydi ! Bienden mesaj çekebilirsin.

İLKAY : Şimdi şöyle bir durum var bizim dışarda toplanmalarımız insanlığın görmediği eziyet Smile En birinci hazine sümüklü kurabiye yani. Bir araya geldiğimizde gerçekten çok eğleniyoruz. Alican'ın da dediği gibi gerçekten çok fazla var hangisini söyliyeyim bilemedim. Soygun dörtlüsü, üçlüsü, çifti olarak konu başlıklarına ayırabiliriz aslında. En yakın zamanda yaşadığımız kısa bir eve dönüş hikayesini paylaşayım benSmile Şöyle ki; Ejderha nefesli alkol alan terli gençler ki; Anıl, Doruk, ben ve diğer yakın arkadaşlarımız eve dönmek üzere Alsancak'tan otobüse bindik. Otobüs Bostanlıya geldiğinde inmeden önce pantolonumu oturduğum yerde boxerımla birlikte indirdim. Planım şuydu; otobüsten inicek otobüs hareket ederken yanında koşturucaktım. İlk başlarda planım kusursuz işliyordu.Otobüsten iner inmez altım çıplak bir halde koşturmaya başladım, 2 saniye sürmeden ayağım takıldı ve tam durağın önünde yüz üstü kapaklandım. Ve otobüs biraz geç hareket etti : ) İşte o anda zaman durdu...pencere kenarında oturan insanlar ve benim popom evrenin derinliklerinde kaybolduEmbarassed çoook utandım

Yanıtlarınız için çok teşekkür ederim.. Son olarak herhangi bir şey eklemek istermisiniz?

SOYGUN: Abi sen çok güzel işler yapıyorsun.Ve insanların bunlardan haberdar olması için sana destek vermek niyetindeyiz.Yakında çok farklı işler yapacağız.Sevgiler.