2003 yilinin yaz aylarinda kurulan Karabük çikisli grup Gina'dan Kayra ile Istanbul'dan Farazi geçtigimiz haftalarda çikardiklari "Sarhos Palavralari ve Nahos Nidalar" isimli albümleriyle oldukça dikkat çekti. Biz de bu albümün ayrintilarini konusmak adina ikili adina Kayra ile bir söylesi gerçeklestirdik. Röportajin devaminda albümde de yer alan "Sabahla Otogarda Yakabogaz" isimli sarkinin Farazi tarafindan yapilmis Remix'ini indirebilirsiniz...
Dogum Lekesi albümünden sonra uzun bir süre ses alamadik senden. Herkes Gina'dan albüm beklerken birdenbire karsimiza farkli bir konseptle ve farkli bir isimle birlikte çiktin. Nereden çikti bu ortak albüm fikri?
Farazi ilk çalismalarindan beri takip ettigim bir beatmaker ve albüm fikri ortaya çikmadan önce az çok tanisikligimiz vardi. Eylül ayinda düzenlenen "Hiphoplife Freestyle King" organizasyonunda yüz yüze konusma firsati bulduk ve birlikte farkli çalismalar yapabilecegimizin iyi bir deneyim olacagina karar verdik. Önceleri sadece birkaç parça hazirlayip nete vermeyi düsündük. Fakat sonradan is ciddilesmeye basladi. Ben kafamdaki düsünceleri Farazi'ye aktardim o da fikirlerime gayet olumlu yaklasti. Baslarda sadece 1-2 parça yapariz diye basladigimiz olay 4 aylik yogun bir çalisma sonucu albüme dönüstü.
Peki Bitap bu durumu nasil karsiladi? Sonuçta o da bir beatmaker ve senin grup arkadasin. Piyasamizdaki olaylar da gözler önünde. Bu albümden dolayi aranizda bir fikir ayriligi veyahut bir sürtüsme çikti mi?
Bitap benim çocukluk arkadasim ve ön planda olmak, tek olmak gibi dertleri olan, kompleks sahibi bir kimse degil. Farazi'yle albüm fikri ortaya çikinca bu fikri ilk onunla paylastim. O da benim açimdan çok iyi olacagini, sonuçta baska beatmakerlarin elinden çikan beatlere okumamin benim için büyük bir arti saglayacagini söyledi. Albüm kayitlari ilerledikçe albümün düzenlemelerinden tutun, scratchlerine kadar her seyiyle ilgilendi. En az Gina albümleri kadar ugrasti bu albüm için de. Sonuç olarak üçümüzün arasinda çok iyi bir frekans yakalandi ve bundan sonra Kayra, Farazi, Bitap sürekli olarak ortak projelerin arasinda yer alacak. Benim için bu albümün en büyük getirisi bu oldu.
Storytelling türü ülkemizde de ara ara deneniyor ancak hiçbir albümde bu kadar genis olarak ele alinmamisti. Gina albümleriyle kiyasladigimizda Kayra'nin farkli bir lirikal soluk yakaladigini görüyoruz. Neden böyle bir degisim ihtiyaci hissettin?
"Ifade Derdi" albümünün kayitlari bittikten sonra okul sebebiyle Ankara'ya dönmüstüm ve o ara okul baslayana kadar yurtta bos oturmaktansa bir seyler yapayim dedim. O ara ne yazdiysam hep "Storytelling" tarzi seyler ortaya çikti. Ama üslup iyi degildi ve tam anlamiyla düzenlenmis bir kurgu yoktu ortada. Ne kadar üstüne gittiysem olmadi. Ben de daha fazla zorlama geregi duymadim ve sonra "Dogum Lekesi" için çalismalara basladik. "Dogum Lekesi"nden sonra uzun bir zaman vardi önümde ve geçtigimiz yaz kendi çapimda yaptigim kayitlarda denedim bu Storytelling olayini. Ilk yaptiklarima göre daha düzgün, daha oturakli, kurgularin daha net oldugunu farkedince artik vakti geldi dedim ve ortak albüm için masanin basindaki yerimi aldim.
Yani yazayim da "Storytelling" olsun diye ugrasmadin, kendiliginden gelisti öyle mi?
Tabiki öyle laf olsun, sirf farklilik olsun diye ugrasmadim. Öncelikle benim uzun zamandir yapmak istedigim bir seydi ve belli bir olgunluga gelene kadar bekledim. Artik kafamdakilerin oturdugunu düsündügüm vakit de ise koyuldum. Ama su da var; olaya sadece "Storytelling" olarak bakmamak gerekir. Misal "Sabahla Otogarda Yakabogaz" parçasinda hikaye arka planda ve asil olay otogardayken aklimdan geçenler ve belli bir olayin bana etkisiydi. Yani demem o ki; bazi sarkilara bir nebze olsun "Storytelling" ögesi ekleyip anlatmak istediklerimi daha iyi aktarmama araci oldu bu hikaye anlatma mevzusu...
Peki bu mevzuda basarili oldugunu düsünüyor musun?
Basarili olup olmamaktan ziyade, sadece "istedigimi yapabildim mi, yoksa yapamadim mi ?" sorusu benim için daha önemli ve su an için istedigimi yaptim diyebiliyorum. Ancak basarili olup, olamadigima dair ciddi manada bir fikrim yok.
"Sabahla Otogarda Yakabogaz"a deginmisken bir sey sormadan geçemeyecegim. Bu sarkida geçen bir cümle var ki dinleyenleri -en azindan beni- derinden etkiliyor ve düsünmeye sevkediyor... "Oldum olasi korkmusum sabahtan, bir de cinnetiyle meshur otogardan" gibi bir söylemde bulunuyorsun. "Dogum Lekesi" parçasini dikkatli dinleyenler iyi bilirler orada da söyle bir sözün vardi: "Sabahi maasa baglasam, bir seyler olsa canimi sikmasa". Bu da sarkilarinda, normal hayatindaki takintilarini sikça ele aldigini gösteriyor. Nedir sabahla arandaki bu husumet?
Bilmiyorum kim için ne ifade eder, kimi ne kadar irgalar ama aksam vakti evde çalan telefon, kapi zili ve sabah gibi ciddi takintili oldugum, canimi sikan seyler var. Özellikle üniversite hayatim boyunca sabahlari uyanmak için sebepler aradim durdum, bulamadim. Ben de o yüzden uyanmamak için sebepler ürettim ve uyguladim. Yeni bir güne baslamak, hele ki beni zerre ilgilendirmeyen, sirf zoraki oldugum için pesinden kostugum isler sebebiyle -belki de hayatimdaki en leziz dakikalar olan- uykuyu birakmak canimi sikiyor. Ama güzel albümler ve Mp3 Player sayesinde bazen agzinizi açmaya üsendiginiz sabahlar bile katlanilir olabiliyor. Bu sebepten dolayi müzigi hakkiyla yapan herkese minnettarim.
Takinti demesek de etkilendigin bir baska sey ise 80'li yillar sanirim. Hatta "Raylarinda Sehrin" isimli parçanizda basta geçen monolog konusmalarda "80'lere bayiliyorum, kendimi 80'lerde dogmus gibi hissediyorum" gibi bir replik mevcut. Yer yer parçalarinda 80'lere ait tablolar resmediyorsun. Mesela "Tortu" parçasini ele alirsak; bu parçayi dinleyen çogu insan, duydugum ve gözlemledigim kadariyla "yahu bu sarki çalarkan beynimde bir film oynuyor" gibi tepkiler veriyor. Bu parça özdes adiyla "retro" kokan bir 80'ler filmi gibi gerçekten de. Yesilimsi tonlarda bir film karesi, eski tahta bir ev, camin önünde bir kanepe, yerde kabarmis tahtalar ve 80lerin ünlü eski perdeleri gözler önüne seriliyor... Sen bu sözleri yazarken, bizimle ayni seylerimi düsündün ya da biz bu parçayi dinlerken senle ayni seylerimi düsünüyoruz?
"Raylarinda Sehrin" sarkisinin basindaki monologlar o ara etrafimda duydugum, okudugum, izledigim ve tiksindigim muhabbetlerin bir harmanidir ve o tiksinmelerin sarkinin bir kisminda yer almasini istedim... Yani o muhabbetler bana gina getirten seylerdi ve ben de o muhabbetler parçada bir sekilde yer almali diye düsündüm. Tortu'ya gelecek olursak; yazarken benim de kafamda belli basli kareler vardi ve ben de farkli ögeler kattigim bu senaryoya kisa bir film çektim diyebilirim. Ancak ayni filmi mi izlemisiz orasi hakkinda net bir sey söyleyemem. Çünkü sarkilar yayinlandiktan sonra onu üretenden bagimsiz bir hal alir gibi bir düsünce hakim bende. Yani sarkiyi dinleyen istedigi sekilde duyar bir yerde... Sunu da ekleyeyim, bu parçayi ilk kaydettigimde kisa kaldigini ve hikayenin tamamlanmadigini düsündük. Kafamdan geçenleri daha rahat aktarmak için uzattik sarkiyi.
Aslinda "Tortu" parçasi hakkinda konusulacak o kadar sey var ki... Parça içerisinde genel olarak birçok kisilik durumuna -özellikle büyük bir öfkeyle- hitap eden cümleler var. Örnek vermek gerekirse: "...bana haberler gönder... isterim ki olsun, ilkel bir yolla lütfen, çünkü telefonun sesinden arti ahizesinden tek bir fayda göremedim ...", "...çünkü sempatik bir kimse olmak adina fazla kasmadim..." ya da "...eskiden çekilmis iki adet kasetle posta kutuna benden hediyeler, Pazar sabahlarinda dinle dinle dellen..." gibi. Bunlar önce kafanda planladigin seyler miydi yoksa yasanmislik var mi?
Tortu'nun genelinde hem yasanilan seyler hem de yapmak istedigim ancak cesaret bulamadigim yapamadigim ve bu sebeple birazcik "keske" dedirten seyler. Hem de bundan sonra olmasi muhtemel olaylar... Ancak saniyorum ki bir süre daha bu gidisat devam edecek ve yeni yeni "Tortu"lar türeyecek...
Biraz albümden uzaklasmak istiyorum. Günümüzde iki farkli beatmakerla kapsamli olarak albüm çalismalarina giren baska bir isim yok hatirladigim kadariyla. Iki farkli beatmakerla çalismak nasil bir duygu? Belirttigim gibi, ülkemizde pek kimseye bu durum nasip olmuyor. Freebeatlerle çalisan MC'ler bile mevcut. Tarz olarak farkli iki isimle çalismanin zorluklari ve kolayliklari nedir sana göre?
Söyledigin gibi, Bitap ve Farazi farkli tarzlara sahip iki beatmaker ve ikisi de islerini hakkiyla yapiyorlar. Gayet güzel beatlere imza atmalari ve bu beatleri bana teslim etmeleri beni geriyor açikçasi. Altindan kalkamayacagim gibi bir his veriyor bana... Bu zamana kadar Bitap'in beatleri disinda neredeyse kimsenin beatine okumamistim. Evde yaptigim deneme kayitlarinda bile Bitap'in eski beatlerini kullaniyordum. Farazi benim hangi beate ne yapabilecegimi çok iyi çözdügü için tarzima daha yatkin beatler yapmaya özen gösterdi ve kimi beatlerde onun tarziyla benim tarzimda ortak noktalar yakaladi. Bu açidan bakinca belli bir uyum yakaladigimizi söyleyebilirim. Ama su da var ki, bu bir geçis dönemiydi ve sancili oldu, belli eksikleri oldu. Örnegin vokallerde fazla bir çesitlilik saglayamadim. Bir dahaki albümlerde bunu en aza indirmek için çabalayacagim...
Beatlerin hakkini verememe kaygini da "Muhterem Hayalet" parçasinda "...böyle beati mahvedersem, Farazi sen de affet" sözünle açikliyorsun zaten. Deginmek istedigim baska bir sey ise senin de bahsettigin gibi vokal teknigine gelen çesitli tepkiler. Sen de bu elestirileri hakli buluyorsun sanirim.
Hak verdiklerim oldu kesinlikle. Ancak ifade eksikliklerinden kaynaklanan sorunlar vardi bazi yorumlarda. Yani vokalle ilgili sikintisini belli ederken o sikintinin kaynaginin ne oldugunu aktaramayanlar vardi... Özelestiri yaptigim vakit, bu zamana kadar olan albümlerimizi de baz alarak benim kulagima ilisen ses tonuyla alakali problemlerdi. Bu sanirim albümün yapim asamasinda söz yazimina daha çok agirlik vermem ve vokali biraz arka planda tutmamdan kaynaklandi. Sanirim asilmayacak bir problem degil bu, su an için...
Peki bu sende, dinleyicilere duygularini tam olarak aktaramama gibi bir endise yaratiyor mu?
Elimden gelenin en iyisini yaptigimi düsünüyorum. Ama sunu da biliyorum ki ayni albümü bir sene sonra dinledigimde kusurlari daha net görebilecegim. Su an için duygusal davranip albümü fazla sahipleniyoruz ama bir sene sonra çok daha sert elestirebiliriz kendimizi. Duygu aktarimi konusunda ise bahsettigim gibi elimden gelenin en iyisini yapiyorum diyebilirim.
Anlattigin hikayeler ve bu hikayelerdeki karakterlerin yani sira kullandigin imgeler de oldukça farkli ve dikkat çekici. Örnegin bir sarkida Boris Vian'dan bahsederken diger sarkida Ilyas Salman'i anabiliyorsun. Bu da genis bir bilgi ve birikim gerektirir açikçasi. Sarkilari yazarken ilham aldigin bir sey var mi?
Bundan önce sitenizde yayinlanan diger röportajda etkilendigimiz belli basli isimleri saymistik ve bu isimler her zaman büyük bir hürmetle andigimiz kisiler... Yer yer sarkilarda bu kisilerin adini anarak kendi çapimda onlara olan saygimi göstermek istiyorum ve bunu yaparken de elimden geldigince anlatimi kuvvetli tutmaya çalisiyorum. Bu zamana kadar okuduklarim, izlediklerim, dinlediklerim söz yazarken elbet bir sekilde etkisini gösteriyor ve çok yönlü düsünmeye, konularin çesitlilik kazanmasinda belli basli katkilarda bulunuyor.

Sarkilarinda kullandigin garip karakterlerden biri de sanirim "Sari Biyiktan Öfkeler" parçasindaki "Sari Biyik" karakteri. Bu karakter üzerinden farkli seylere deginiyorsun. Karsi tarafa yüklenmelerin kadar, yaptigin özelestiriler de dikkat çekiyor. Keza "Raylarinda Sehrin"de kullandigin "...yamuk burunlu Harry Potter'dan çakma gözlük, iste ben buyum..." cümlesi de bunu dogrular nitelikte. Bir çok insanin hayati boyunca cesaret edemedigi seyleri sen üç buçuk dakikalik parçalarda yapiyorsun. Bu olayi igne - çuvaldiz iliskisi olarak nitelendirebilir miyiz?
Kesinlikle igne - çuvaldiz ikilisinin sahneye çiktigi anlar çok fazla mevcut bu albümde. Yani bir yerde insanin ne oldugunu kabul etmesi gerekli bana göre... Açik konusmam gerekirse; ben hayatin hiçbir alaninda kendine güveni olan bir insan degilim ve hangi bokun sinegi oldugumu gayet iyi biliyorum. Bunu bilip de yalandan delilik yapmak için sözlerde kendimi olmadigim gibi göstermenin ve sonra bize deger verip albümleri dinleyen bir avuç insanin karsisina normalde olmadigim gibi çikmanin bir lüzumu yok gibi... Nasil ki saga sola öfkemizi fiskirtirken çok acimasiz olabiliyorsak, kendimizle hesaplasirken veya kapisirken de ayni derecede hatta çok daha sert olmaliyiz. Elimize ne geçer bilmiyorum ama belki kendini bilen, hayattan ne bekledigini bilen insanlar olup çok daha az hayal kirikligi yasariz...
Bundan önce özellikle yaptigin sert, politik parçalarla taniniyordun. Bu albümde de "Düs Pesindeyim; Düs Pesime" isimli parçada yine politika hakkindaki sert söylemlerine rastliyoruz. Hatta söylemlerin dünyada barisin bir hayal bile olamayacagina kadar variyor. Sence müzikle bu sosyal ve siyasi çarpikliklar düzeltilebilir mi?
Gina "Ars Moriendi" albümünde bir skit kullanmistik. "Siya Siyabend" grubundan "Bizon Murat"in "Müzik dünyayi degistirmek için oyuncaklarimizdan bir tanesi" gibi bir söylemi yer aliyordu o skitte. Kimi zaman çok büyük hayalperestlik gibi gelse de, umutsuzluga düsülse de sanirim müzikle yapilabilecek haddinden fazla sey var ve ben de Bizon Murat'in o sözlerine katiliyorum. Müzigi kendi egolarini tatmin etmek için bir araç görmekten ziyade, içinde bulundugu zamanda yasananlari, görülmeyen, görülmemeye zorlanan haksizliklari inatla insanlarin gözlerine sokmaya çalisan, o çok bahsi geçen hosgörünün gerçek manada ne olmasi gerektigini haykiran ve inandigini söyledigi zaman "isine gelene inanmayi" kanun bellemis kimselerden gelecek yüzeysel müdahalelere müzigiyle nasil cevap verecegini bilen herkes, bugün bir yerlerde hor görülmek pahasina, itilip kakilip susturulmak pahasina belli seylerin mücadelesini veriyor ve sokulabilecek tüm çomaklar sokuluyor sokulmasi gereken yerlere...
Daha önceki albümlerde Da Poet, Karaçali, Saian gibi Underground'in önemli isimlerini görüyorduk albümlerinde. Ancak bu albümde hiçbir düet bulunmuyor. Neden düet ihtiyaci hissetmediniz?
Bu albümde seçilen konularin hepsinin tabani belliydi ve bu albüm önceki albümlerimize göre çok daha kisiseldi. Misal bir "Sen ve Benler" parçasinda olsun, "Dogum Lekesi" parçasinda olsun konular hep genis tabanli konulardi. Ama bu albümde durum farkliydi, her sarkinin kendine ait bir konusu vardi ve olaylarin hemen hemen hepsi oldukça sahsi seylerdi. Bu durumda kendini baskasina anlattirmak biraz garip bir durum ortaya çikaracakti. Tabi bundan sonraki albümlerde nasipse düetler olacak ve ortak fikirler yakalandikça güzel isler çikacak ortaya... Ayrica bu soru vesilesiyle bu zamana kadar bizi kirmayip, albümlerimize katkida bulunan tüm MC arkadaslarimiza tesekkür ederim.
Peki yapilan düetlerin albümlerin dinlenme oranini artirdigina inaniyor musun? Mesela birkaç düet olsaydi bu albüm daha çok dinlenirdi diyebilir misin?
Evet, adini herkese duyurmus MC'lerin konuk oldugu albümlere kesinlikle belli bir ragbet oldugu ortada. Bu biraz da kitlenin nitelikten çok nicelige önem vermesinden kaynaklaniyor bana göre. Yani bir yerde "marka"ya göre renk verme durumu söz konusu. Ama sunu da söylemek isterim ki albüm sahibinde belli bir isik yoksa, kendi isini yapmaktansa düetlere sirtini yaslayip belli beklentilere girmisse o albüme "Chuck D" konuk olsa dahi sonuç degismez. Bana göre bir düet sizin albümünüze getirecegi müzikal katkiyi düsünmekten ziyade, düet yaptiginiz ismin namindan faydalanmayi düsünüyorsaniz kendinizden umudu kesmissiniz demektir. Bu albümde düet olsaydi albümün niteligi açisindan ne degisirdi bilmiyorum ama bu zamana kadar gördüklerime göre bu albümde düet olsaydi albüme olan ilgi süphesiz daha fazla olurdu...
Kapagin yapiminda Emrah Çildir imzasi görüyoruz ve kapakta garip bir karakter mevcut. Neyi anlatmak istiyor bize?
Albüm ismi gayet açik bir isimdi ve benim kafamda bir arkadasinizla kafayi çekerken konustuklarinizin toplamini bir albüme dagitmak düsüncesi vardi. Kapaktaki karakter albümü dinleyecek olan insanlara düsüncelerini aktaracak, anilarini anlatacak bir semboldü ve kisa bir zaman yolculuguna davet ediyor insanlari. Birazcik da alkol alinan gecelerde inatla susmadan anlatan kisiyi temsil ediyordu... Emrah arkadasimiz sagolsun, kafamizdan geçenleri en güzel sekilde kapaga aktardi. Kendisine bir kez daha tesekkür ediyoruz.
Bundan sonraki projelerin neler? Farazi'yle ortak albümler devam edecek sanirim...
Tabiki devam edecek. Hatta Farazi simdiden diger albümler için temeli atmaya basladi. Belki "Sarhos Palavralari ve Nahos Nidalar" uzun bir seri haline gelerek zaman içinde farkli konseptlerle sekillenebilir. Zaten ilk çalismaya basladigimizdan beri Farazi ve Kayra ortakligi tek albümlük bir proje olarak düsünülmedi. Önceki sorulardan birinde söyledigim gibi; Farazi, Bitap ve Kayra bundan sonra birçok projede ayni safta yer alacak. Bu serinin disinda yeni Gina albümü için de ufaktan çalismalar basladi ama daha önümüzde uzun bir süre var sanirim albümün tamamlanmasi için. Hangi albüm önce gelir, sira ne sekilde olur bilmiyorum ama elimizden geldigince yeni isler için ugrasiyoruz...
Baska albümlerde pek düetlerine raslayamiyoruz ve ayni sekilde organizasyonlarda da fazla yer almiyorsun. Bunun sebebi nedir?
Ben de istiyorum baska albümlerde yer almayi... Bu benim için de güzel olur ama su var ki ögrenciyken elimde sik kayda girebilmek gibi bir imkani yoktu. Simdi kayit imkanim var ama maalesef artik belli mesai saatleri çerçevesinde hayati sekillenen biri olup çiktim. Bu sebeple kendi projelerimiz disinda bir seyler yapmaya çok fazla vakit olmuyor. Konser olayi için de ayni durum mevcut. Maalesef bir yere kipirdayamadigim için sadece Karabük'te düzenlenen konserlere çikabiliyorum.
Bize ayirdigin vakit için çok tesekkür ederiz. Son olarak söylemek istedigin seyleri alalim...
Evvela derinlemesine analiz ettiginiz sarkilar ve bunlarla alakasi güzel sorular için tesekkür ederim. Bunun yani sira albümü gördügü zaman indirmeye deger görüp indiren, albümün hayatlarina bir nebze de olsa renk kattigini düsünen ve üsenmeden bu röportaji sonuna kadar okuyan herkese tesekkürler...
Mp3: Farazi & Kayra (of GINA) - Sabahla Otogarda Yakabogaz (Remix)
Full Album: Farazi & Kayra (of GINA) - Sarhos Palavralari ve Nahos Nidalar
