Arabeskin babaları
gençlere el verdi
ORHAN
GENCEBAY
Geçmişte aşağılanan arabesk şimdilerde yeniden gündemde.
Rock ve metal müzik gruplarının dilinden düşmüyor. Arabesk söyleyen birçok grup
kuruluyor. Peki bu duruma arabeskin babaları ve müzik eleştirmenleri ne diyor?
İşte Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur ve diğer ünlülerin görüşleri...
Arabesk’in Rockla dönüşü
'Arabesk', yıllarca gecekondu, varoş, dolmuş, acıların
müziği denilerek aşağılandı. 1950'li yılların sonlarında Nuri Sesigüzel ile
başlayan, Orhan Gencebay ile asıl anlamını kazanan arabesk müzik, daha sonraki
yıllarda Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, Hakkı Bulut, İbrahim Tatlıses, Hüseyin
Altın ile doruğa ulaştı. 60'lı ve 70'li yıllarda en şaşaalı günlerini yaşadı.
Ne var ki 80'lerden sonra hiç de hak etmediği bir muameleye maruz kaldı. Resmen
yasaklanmasa da bir dönem herkes bu müziğe sırtını döndü. Kimileri sanatsal
olmadığı gerekçesiyle aşağıladı ve yerden yere vurdu, kimileri bizim müziğimiz
olmadığı gerekçesiyle hiçbir yere koyamadı. Hatta öyle anlar geldi ki daha önce
arabesk söyleyen sanatçılar bile kendilerinin arabeskçi olmadığını ilan etti.
Pop ve rock müziğin özellikle gençler arasında hızla
yayılmasıyla arabeske olan ilgi de azaldı. Ancak bu ilgi hiçbir zaman bitmedi.
İnsanlar arabeski sevmeye ve dinlemeye devam etti. Hor görülme korkusundan
özellikle büyükşehirlerde ve üniversitelerde gizli gizli çalındı, dinlendi.
Zaman zaman birkaç sanatçı bu şarkıları albümlerine koydu ve yeniden yorumladı.
Uzun yıllar aşağılanan arabesk, şimdilerde yeniden gündemde.
Ama bu kez sadece belli bir kesimin değil üniversiteli gençler de dahil rock ve
metal müziği sevenlerin de dilinde. Rock gruplarının repertuarında. Hatta sırf
arabesk şarkıları yeniden yorumlamak için gruplar kuruluyor. Birçok unutulmaz
arabesk şarkının sözlerini yazan Ali Tekintüre'nin şarkılarını, 'Fairuz Derin
Bulut' adlı rock grubu geçtiğimiz aylarda yeniden yorumladı ve bir albüm yaptı.
Bunun yanı sıra 'İstanbul Arabesk Project' adlı bir topluluk kuruldu ve rock
tarzında yorumladığı arabesk şarkılarıyla müzikseverlerin beğenisini kazandı.
Orhan Gencebay'dan Bergen'e, Ferdi Tayfur'dan İbrahim Tatlıses'e bu müzik
türüne emek veren sanatçıların unutulmaz eserleri şimdilerde birçok amatör veya
profesyonel rock grubu tarafından konserlerde seslendiriliyor. Kısacası arabesk
rock'la geri dönüyor. Biz de bu dönüşü ve arabeskin geleceğini arabesk
şarkıların sözlerini yazanlara, yorumlayanlara ve eleştirmenlere sorduk. a.pektas@zaman.com.tr
Grupların sayısı artacak
'İstanbul Arabesk Project (Barbaros Akbulut): Grubu
kurarken yaşadığım süreç içinde anladığım tek bir şey vardı; herkes aslında
arabeski seviyordu. Entelektüel birikime sahip olan bir insan da arabesk
dinliyordu. En bilinmedik şarkıları mırıldanmaları beni şaşırtıyordu.
Önümüzdeki yıllarda bizim gibi grupların sayısı artacak. Arabesk şarkıların
sözleri mükemmel. Hiçbir zaman rock gruplarında böyle sözler yazılamaz. Bir gün
Türkiye'den birileri yurtdışında adımızı duyurursa bunu alt kültürden, varoştan
birilerinin yapacağına inanıyorum. İnsanlar artık kaliteli işleri anlamaya
başladı, iyi prodüksiyonları ayırt edebiliyor. Bu işi sevdiğinizi
hissettiklerinde daha çok destek oluyorlar. Arabesk toplumumuzun hor görülmüş,
ama vazgeçilemez bir çocuğu. İnsanlar onun aslında kötü olmadığını anladı ve
sıkı sıkı sarılıyor. Zaten gizli bir şekilde her partide, her ortamda vardı.
Bağdat Caddesi, Nişantaşı, Etiler'de... Ama sanki ayıp bir şeymiş gibi saklı
kalmıştı. Bunda biraz arabesk adına yapılan rezil prodüksiyonların, alelacele
çıkartılan albümlerin, özensiz kayıtların, ucuz fotoların da suçu var...
***
İnsanlar arabeskle barışma döneminde
Fairuz Derin Bulut (taharruz): Arabesk kimilerine
göre varoş müziğidir. Ancak biz buna katılmıyoruz. Arabeskin varoş müziği
olarak görülmesinin sebebi varoş diye tabir edilen kitlenin arabesk dinlediğini
ve sevdiğini saklamaması hatta açıkça söylemesidir. Arabeskin sadece varoşlarda
dinlendiği gibi hatalı bir çıkarsama yapılması normaldir. Maalesef arabeskle
ilgili kompleksli bir tarafımız var. Sevsek de 'seviyoruz' diyemedik. Arabesk
müzik için 'dinlemem, beğenmem, işim olmaz' diyen insanların evde gizli gizli
arabesk dinlediklerine de şahit oldum. En son Babylon'da verdiğimiz konserde,
albümde yer alan şarkılarımızın hep bir ağızdan söylenmesi belki de bunun bir
göstergesidir. Arabesk dinleyen gençler benim etrafımda eskisi kadar
dışlanmıyor. Hatta artık insanların 'ben arabesk severim' dediklerini daha sık
duyuyorum. Sanırım arabeskle barışma dönemindeyiz.
***
Hayatımızdan hiç çıkmadı
Naim
Dilmener: "Arabesk" olsun ya da "taverna", hiçbir zaman
çekip gitmedi gündelik hayatımızdan. 12 Eylül ile birlikte sular seller gibi
taşan gözyaşları, 90'larla birlikte yerini azıcık üstten/bolca da alttan
göbeklere bıraktı, ama gözyaşlarımızı salmamıza sebep olan müzik-söz ve
melodiler de, bu sefer başka bir "form"a dönüştü ve akıl dolu bir
evrim sonucu, hakim tür olan "pop"un içine yerleşti. Artık
"arabesk" değil ama "taverna" rock'a kadar sirayet etti. Bu
biraz tuhaf! Çünkü popun değil ama rock'ın "alternatif" olma,
"muhalif" olma gibi, olmazsa olmaz bir özelliği vardır ve (arabesk ya
da taverna fark etmez) "kaderci" bir yaklaşımı da, kökten reddetmesi
gerekir. Ama eksik olmasınlar, bizim rock gruplarımızın bir kısmı, rock'tan
hatta genel olarak "hayat"tan, "skor"u anlıyorlar. Skor
aleyhlerineyse ya da berabere kalmışlarsa perişan oluyorlar-perişan ediyorlar;
açık farkla kazanmışlarsa da düğün bayram. Bu nedenle bu tür grupların
müziklerini, altlarında cayır cayır yankılanan gitarlara, dağlar inleten
davullara rağmen "rock" değil "taverna" kabul etmek ve onları
"Piyanist Şantörler Müzesi"ne yerleştirmemiz gerek.
***
Arabesk ehlileştirildi
Cumhur
Canbazoğlu: Orhan Gencebay deneylerinin sanat olarak algılanması, ünlü
popçuların arabeskin milyonluk tirajlarını kendi taraflarına çekmek için altı
Batılı, üstü Doğulu parçalardan medet ummaları, Müslüm Gürses'in varoşlardan
Açıkhava Tiyatrosu ile lüks konser mekanlarına, TV ekranlarına transferi derken
arabesk tam anlamıyla ehlileştirildi, sistem içine dahil edildi. Müzikteki
operasyon kültürel açılımdan, zenginlikten çok ekonomikti ve ülkenin her
kurumunda olduğu gibi Doğu'ya yönelmenin müzik marketteki sonucuydu. Gençlerin
arabeske bu derece gönül vermelerinin nedeni ise bizim müziğimizi ararken, aynı
halktaki kafa karışıklığının yarattığı sonuç gibi, her türe meyletmeleri ve
kafa, göz yara yara her şeyi cesaretle denemeleri. Aynı rock grubunun heavy
metal parçanın ardından, bir arabesk cover'ı albümüne koymasını yadırgayan var
mı? Bu bir çeşit 2009 model Türkiye fotoğrafı aslında; ne Batılı ne Doğulu, hem
batılı hem doğulu.
***
Özü bizim duygumuz
Orhan
Gencebay: Ben Türk halk müziği ve Türk sanat müziği haricinde yapılan
çalışmaları serbest çalışmalar olarak nitelendiriyorum. Benim müzik sahnesine
çıkmam yaklaşık 42 seneyi bulur. O günden itibaren yaptığımız çalışmalar
halkımız tarafından büyük ilgi gördü. Bunu yaparken özümden yararlandım. Adına
arabesk dendi, yalnız arabesk deyimi yanlıştır ve yeterli değildir, bunu hep
vurguladım. Neticede şu anda yüzde 80-90 bizim yaptığımız serbest çalışmalar
hakim. Bunlar çeşitli biçimlerde kullanılıyor. Bu çalışmalar özgündü ve biz
belli ölçüde bunu Batı armonisiyle birleştirmiştik ama tamamıyla Batı kopyası
değildi. Şu anda yapılan müziklerin büyük bir bölümü de bizim yaptığımız özlere
dayanır. Şimdilerde gençlerin yaptığı yeniden yorumlamalar beğeniliyor. Bunun
nedeni bu müziğin özünün bizden olması, bizim duygularımızdan oluşması.
Kültürümüzün içinde olduğu için ilgi var. Fakat müzikte önemli olan öz ve
biçimdir. Maalesef bazı arkadaşlar bu müziği iyi biçimleyemiyor. Arkadaşların
çoğunda bu eksikliği görüyorum ancak halkın yine de ilgi göstermesinin nedeni
bahsettiğim özdür. Tamamıyla Batı'nın kötü kopyası olmak iyi bir şey değil.
Batı'dan yararlanıyoruz ama ben Batılılaşma değil çağdaşlaşma yanlısıyım.
Halkımız bu müziğe hiçbir müzik türüne gösterilmeyen ilgiyi gösterdi. Bu müziğe
ve bana çamur atanlar aşırı muhafazakârlar ve kendini entelektüel olarak
niteleyen Batı taklitçileriydi. Fakat sonradan hepsi özür diledi. Bu müzik türü
değişik şekillerde de olsa her zaman yaşamaya ve var olmaya devam edecektir.
***
Geleceğe taşınmalı
Ali
Tekintüre (Söz yazarı): Ben geçmişten beri arabesk müziğe karşı yapılan bu
üvey evlat muamelesinin yanlış olduğunu dillendiriyorum. Çünkü bir müzik
türünün kötü olduğu söylenemez. Müziğin iyisi ya da kötüsü olur. Her müziğin
kendi türünde iyisi de vardır, kötüsü de. Arabeskin dışlandığı yıllarda daha
önce bu müziği yapan sanatçılar, 'ben arabeskçi değilim' diye farklı yollara
saptı. Ama şimdi çok güzel gelişmeler var. Gençlerin bu müziğin iyi örneklerini
dinlemeleri gerek. İyi örnekler geleceğe taşınmalı. O yüzden Fairuz Derin Bulut
bana bu teklifi getirdiğinde sevinerek kabul ettim. Böyle çalışmalarını
destekliyorum.
4:08 AM
Powered by  |
| English |
| Albanian |
| Arabic |
| Bulgarian |
| Catalan |
| Chinese |
| Croatian |
| Czech |
| Danish |
| Dutch |
| Estonian |
| Filipino |
| Finnish |
| French |
| Galician |
| German |
| Greek |
| Hebrew |
| Hindi |
| Hungarian |
| Indonesian |
| Italian |
| Japanese |
| Korean |
| Latvian |
| Lithuanian |
| Maltese |
| Norwegian |
| Polish |
| Portuguese |
| Romanian |
| Russian |
| Serbian |
| Slovak |
| Slovenian |
| Spanish |
| Swedish |
| Thai |
| Turkish |
| Ukrainian |
| Vietnamese |